- IMKB
% - Altın
6941.87
%-0.34 - Dolar
44.8552
%-0.06 - Euro
52.8648
%0.12
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:26 - KOMŞULARIN HALI SİLKELEME TARTIŞMASI: 2 ÖLÜ
- 22:03 - 62 KEZ MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILAN MÜTEAHHİDİN CEZASI 22,5 YILA İNDİRİLDİ
- 21:58 - ANTALYA’DA KAYIP ZABITA İÇİN ARAMA ÇALIŞMASI BAŞLATILDI
- 21:49 - ZÜLFÜ LİVANELİ, ANSİAD'IN KONUĞU OLDU
- 21:48 - ALANYASPOR, BEŞİKTAŞ MAÇI HAZIRLIKLARINA BAŞLADI
- 21:18 - OSMANİYE’DE PARK HALİNDEKİ OTOMOBİL ALEV ALEV YANDI
- 21:10 - TEKİN'DEN OKULLARDA ŞİDDET TEPKİSİ: "BU BİR ZAAFİYETTİR, İRADE ZAMANI"
- 20:13 - DEPREMDE YERLE BİR OLAN ANTAKYA ULU CAMİ YENİDEN VATANDAŞLARLA BULUŞACAĞI GÜNÜ BEKLİYOR
- 19:57 - ANADOLU'NUN YÖRESEL ŞÖLENİ YÖREX BAŞLIYOR
- 19:43 - KAHRAMANMARAŞ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE TURAN AKPINAR ATANDI
- 19:38 - OKUL SALDIRGANI FAİLİN ÖLMEDİĞİ İDDİALARINA YALANLAMA
- 19:18 - KAHRAMANMARAŞ’TA OKUL SALDIRISINDA YARALANAN 5 ÖĞRENCİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR
- 18:30 - AKDENİZ'DEKİ İSTİLACI TÜRLER, BESİN ZİNCİRİNDE ÇIKMAZ YOL OLUŞTURUYOR
- 18:18 - FİZİKSEL ENGELLİ BİREYLER ASPENDOS ANTİK TİYATROSU’NU VR GÖZLÜKLERİ İLE SANAL ORTAMDA GEZDİ
- 17:38 - ANTALYA’DA 2 KİŞİNİN ÖLÜMÜNE NEDEN YANGINDA PERDELERİN TUTUŞTURULDUĞU İDDİASI
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


OKTAY SİNANOĞLU’NUN DİL VE TARİH HEGEMONYASINA ELEŞTİREL BİR BAKIŞ
Türkiye’nin modern tarihinde, kendi alanında dünya çapında başarı kazanmış bazı bilim insanlarının, bu başarıdan aldıkları itibarı uzmanı olmadıkları alanlarda da mutlak otoriteye dönüştürmeye çalıştıkları görülmüştür. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri Oktay Sinanoğlu’dur. Yale Üniversitesi’nin anma metni ile resmî biyografik kaynaklar açık biçimde göstermektedir ki Sinanoğlu’nun asıl bilimsel kimliği, teorik kimya, moleküler biyofizik ve biyokimya alanlarında yükselmiştir; yani onun gerçek akademik kudreti dilbilim, tarih metodolojisi ya da filoloji sahasında değil, kimya sahasındadır [1][2].
Ne var ki Türkiye’de “Türk Aynştaynı” etiketiyle oluşturulan kamusal imaj, zamanla bu bilimsel itibarı dil, tarih, medeniyet ve Cumhuriyet tartışmalarına taşımış; Sinanoğlu, kendi uzmanlık alanı dışındaki başlıklarda da sorgulanamaz bir otorite gibi sunulmuştur. Burada sorun, bir bilim insanının memleket meseleleri hakkında konuşması değildir. Sorun, bu konuşmanın çoğu zaman bilimsel yöntemle değil, karizmatik etkiyle ve medya desteğiyle meşrulaştırılmasıdır. Böylece eleştiri, ilmî bir karşı çıkış olmaktan çıkarılıp “millî çizgiye muhalefet” gibi algılanmıştır. Bu sebeple Sinanoğlu etrafında oluşan hava, zaman zaman seküler bir “bilimsel şeyhlik” izlenimi vermiştir.
Sinanoğlu’nun en çok bilinen kitaplarından biri olan Bir Nev-York Rüyası, “Bye Bye” Türkçe, bibliyografik kayıtlarda “İngilizcenin baskısı altındaki Türkçenin durumunu inceleyen politik makaleler” olarak tanıtılmaktadır [3]. Bu tanım önemlidir. Çünkü eser, teknik anlamda bir dilbilim incelemesi değil; daha çok kültürel-politik kaygılarla yazılmış polemik ve deneme metinlerinin toplamı niteliğindedir. Dolayısıyla bu kitabı, Türk dili üzerine yapılmış akademik bir dilbilim çalışması gibi okumak baştan metodolojik bir hatadır.
Sinanoğlu’nun Türkçe hassasiyetinin bütünüyle değersiz olduğu söylenemez. Yabancı dille eğitim, dil erozyonu ve kültürel özensizlik konularında dikkat çektiği bazı noktalar toplumsal karşılık bulmuştur. Ancak bir dilin tarihsel serüveni, yalnızca “öz Türkçe” savunusuyla veya kelime temizliğiyle kavranamaz. Britannica’nın Türkçe ve Osmanlı Türkçesi maddelerinde belirtildiği üzere Türkçe, tarih içinde Arapça ve Farsçadan çok sayıda kelime ve bazı gramatik unsurlar almış; Cumhuriyet döneminde ise Latin alfabesine geçiş ve dil reformuyla yeni bir yazı ve ifade düzenine girmiştir [4][5]. Bu gerçek, Türkçenin tarihinin “saf dönem” ve “kirlenmiş dönem” diye iki keskin parçaya ayrılarak açıklanamayacağını gösterir.
Tam da bu noktada Sinanoğlu’nun yaklaşımındaki temel zaaf görünür hale gelir: O, çoğu zaman dil tarihini bilimsel katmanlaşma içinde çözmek yerine, kültürel alarm diliyle yorumlar. Kök, ek, gövde, dil akrabalığı, tarihî süreklilik ve söz varlığı gibi meseleler, ciddi karşılaştırmalı dilbilim yöntemleriyle incelenmesi gerekirken, onun popüler anlatılarında bunlar sık sık sezgisel ve yakıştırmacı açıklamalara bırakılmıştır. Bu yüzden Sinanoğlu’nun dil üzerine söyledikleri, geniş kitleleri etkileyen bir kültürel çağrı taşısa da, ilmî dil çözümlemesi bakımından ikna gücü sınırlıdır. Bir kimyacının dil sevgisi kıymetli olabilir; fakat bu sevgi, onu kendiliğinden dilbilimci yapmaz.
Sinanoğlu’nun tarih ve medeniyet anlatısında da benzer bir romantizm vardır. O, İslam dünyasında yetişen büyük bilim adamlarını öne çıkarırken meseleyi çoğu zaman tarihsel süreklilik içinde değil, medeniyetçi bir üstünlük söylemi içinde sunar. Hârezmî’nin cebir tarihindeki kurucu rolü büyüktür; Britannica da onun Hindu-Arap rakamlarını ve cebir fikrini Avrupa matematiğine taşıyan temel isimlerden biri olduğunu belirtir [6]. Ancak aynı kaynak çizgisi, İslam matematiğinin yükselişinin, Euclid, Archimedes, Apollonius, Ptolemy ve Diophantus gibi Yunan mirasının Arapçaya aktarılmasıyla birlikte geliştiğini açıkça göstermektedir [7][8]. Yani burada tek yönlü bir “biz öğrettik, Batı aldı” anlatısı değil; çok katmanlı bir aktarım, devralma, geliştirme ve yeniden üretme süreci vardır.
Benzer durum İbn Sînâ konusunda da geçerlidir. İbn Sînâ hiç şüphesiz Orta Çağ İslam dünyasının en büyük hekim ve filozoflarından biridir. Fakat onu yüceltmek adına Hipokrat’ı, Galen’i ya da klasik tıp birikimini görünmez hale getirmek, tarih yazımı değil, kimlik merkezli abartıdır. Britannica, Hipokrat’ı geleneksel olarak “tıbbın babası” sayılan antik Yunan hekimi olarak nitelerken, İbn Sînâ’yı da Orta Çağ İslam dünyasının en etkili filozof-bilim adamlarından biri olarak tanımlar [9][10]. Buradan çıkarılması gereken sonuç açıktır: Bilim tarihi bir bayrak yarışı değildir; farklı uygarlık havzalarının birikimiyle ilerleyen çok katmanlı bir insanlık tarihidir. Mitolojiden Felsefeye kitabımda İslam düşünürleri veya Türk düşünürleri denilen Farabi, İbni Sina Harezmi Biruni .vs. üzerinde detaylı olarak durdum.. Hiçbirisinin Türk kültürü ve diline katkısı olmadığı gibi, En iyi köle Türk’ten olur mealinde laflar etmişler. Sinanoğlu’na göre bunlar batıya bilimi öğretmiş!
Sinanoğlu’nun en etkili çıkışlarından biri de Harf İnkılâbı ve dil devrimi aleyhindeki söylemleridir. Kamuya açık video kayıtlarında onun “dedesinin mezar taşını okuyamayan millet”, “atasını unutturdular” ve “hafızasını kaybeden millet” çizgisinde konuştuğu açıkça görülmektedir [11]. Bu söylem, toplumda karşılık bulan bir duygusal damar taşımaktadır; ancak bilimsel bir tarih değerlendirmesi olmaktan çok, Cumhuriyet’in alfabe reformunu bir medeniyet kopuşu olarak sunan reaksiyoner bir çerçeve üretmektedir. Oysa Latin-Türk alfabesi 1928’de kabul edilmiş, sonraki yıllarda yaygınlaştırılmış ve bu reform yeni bir edebî dilin oluşumuna eşlik etmiştir [4][12]. Demek ki bu mesele, yalnızca “mezar taşı okuyamama” veya “ecdatla bağın kopması” klişesiyle açıklanamaz; okuryazarlığın yaygınlaşması, kamusal eğitim ve dilin halkla buluşması gibi yönleri de hesaba katılmalıdır.
Dolayısıyla “bir gecede cahil kaldık” çizgisindeki söylem, tarihî olgunun tamamını açıklayan ilmî bir hüküm değil; belirli bir ideolojik bakışın sloganlaşmış formudur. Bir toplumun geleceği, dedesinin mezar taşını kaç kişinin okuyabildiğiyle değil; yaşayan halkın ne kadar okuryazar olduğu, eğitime ne kadar eriştiği ve kamusal bilgiye ne derece katılabildiğiyle ölçülür. Harf devrimine yalnızca nostaljik kayıp duygusundan bakmak, Cumhuriyet’in okuma yazmayı yaygınlaştırıcı yönünü perdelemektedir.
Onun düşünce çizgisindeki bir başka problem, Gazâlî ve Kimyâ-yı Saâdet etrafında görülen kavram genişletmesidir. Sinanoğlu’nun kamuya açık bazı video konuşmalarında Gazâlî’ye ve Kimyâ-yı Saâdet’e özel bir önem atfettiği görülmektedir [13]. Fakat TDV İslâm Ansiklopedisi’nin açık beyanına göre Kimyâ-yı Saâdet, İhyâ geleneğiyle bağlantılı, ahlâkî ve tasavvufî içerikli bir eserdir; modern anlamda bir kimya kitabı değildir [14]. Burada asıl mesele, bir klasiği sevip övmek değil; adındaki “kimya” kelimesinden hareketle onu bilim tarihi bağlamında neredeyse teknik bir eser gibi parlatma eğilimidir. Bilimsel zihniyet, bir metni adıyla değil muhtevasıyla değerlendirir. Bu bakımdan Kimyâ-yı Saâdet üzerinden kurulan büyütülmüş anlatı, bilim tarihinden çok kültürel romantizme yakındır.
Bütün bu noktalar bir araya getirildiğinde karşımıza şu tablo çıkar: Oktay Sinanoğlu, teorik kimya alanında gerçekten büyük bir isimdir; buna haksızlık etmek doğru olmaz [1][2]. Ancak onun dil, tarih ve medeniyet konularındaki etkisi, çoğu zaman uzmanlık temelli bilimsel iknadan değil, medya tarafından büyütülmüş karizmatik otoriteden güç almıştır. Bye Bye Türkçe ve benzeri metinlerinde haklı kaygılar bulunsa bile, bu kaygılar çoğunlukla bilimsel çözümleme yerine kültürel alarm, nostalji ve slogan diliyle ifade edilmiştir [3]. Böylece geniş kitleler, tarihî ve dilbilimsel bilgileri doğru olarak değil de, kendilerini iyi hissettiren büyük anlatılarla buluşturulmuştur. Dinleyenleri salonları doldurup boşaltmıştır.
Oysa gerçek bir dil ve tarih bilinci, romantik sis perdesini aralamakla başlar. Türkçe’nin tarihi, yalnızca korunması gereken bir “öz” değil; çatışmalar, alıntılar, dönüşümler ve yeniden kuruluşlarla örülü uzun bir serüvendir. Türklerin İslam dünyasındaki yeri de yalnızca övünç değil; aynı zamanda asimilasyon, merkezî diller karşısında geri çekilme ve kültürel gerilimlerle birlikte düşünülmelidir. Cumhuriyet’in dil ve harf devrimi bütünüyle doğru bir karardır. Felaket gibi sunulması yanlıştır. Bunu bir bilim insanının yapması ise felakettir. Konuyu sadece “mezar taşı okuyamama”ya indirgeyen söylemin ilmî değil, ideolojik olduğu açıkça söylenmelidir. Ve bu tavır Sinanoğlu’nda görülmektedir. Bu bir bilim insanına yakışmaz.
Kısacası Oktay Sinanoğlu, kimyada büyük; dil ve tarih alanında ise etkili ama metodolojik olarak problemli bir figürdür. Onun kurduğu etki, Türkiye’de rasyonel sosyal bilimlerin sesini zaman zaman bastırmış, gerçek çözümlemelerin yerine duygusal ve medeniyetçi sloganların geçmesine yol açmıştır. Türk milleti tarihiyle yüzleşmek zorundadır; fakat bu yüzleşme, kendini iyi hissettiren mitlerle değil, acı da olsa tarihî gerçeklikle yapılmalıdır. Katkıları teslim etmek, kayıpları görmek, kültürel aşınmayı saklamamak ve Cumhuriyet’i sloganla değil veriyle tartışmak gerekir. Sinanoğlu’nun dil ve tarih alanındaki hegemonyasına yöneltilen eleştiri, tam da bu sebeple bir kişisel husumet değil; düşünce hayatımızı karizmatik otoritelerden kurtarma çabasıdır.
Kaynaklar
[1] Yale News, “In memoriam: Oktay Sinanoğlu, renowned theoretical chemist.”
[2] T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, “SİNANOĞLU, Oktay.”
[3] Google Books, Bir Nev-York Rüyası, “Bye Bye” Türkçe künyesi.
[4] Encyclopaedia Britannica, “Turkish language.”
[5] Encyclopaedia Britannica, “Ottoman Turkish language.”
[6] Encyclopaedia Britannica, “al-Khwarizmi.”
[7] Encyclopaedia Britannica, “Algebra: Islamic contributions.”
[8] Encyclopaedia Britannica, “Mathematics in the Islamic world, 8th–15th century.”
[9] Encyclopaedia Britannica, “Hippocrates.”
[10] Encyclopaedia Britannica, “Avicenna.”
[11] Sinanoğlu’nun mezar taşı / hafıza kaybı temalı konuşma kayıtları.
[12] Britannica, Latin-Türk alfabesinin kabulü hakkında.
[13] Gazâlî ve Kimyâ-yı Saâdet üzerine kamuya açık video konuşmaları.
[14] TDV İslâm Ansiklopedisi, “Gazzâlî.”
GELECEKTEN TASARRUF EDİLMEZNİNA ŞAHİN
YÜZBAŞI SELAHATTİNNURİ SEZEN
SEN ŞİİRİN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OKTAY SİNANOĞLU’NUN DİL VE TARİH HEGEMONYASINA ELEŞTİREL BİR BAKIŞMUHARREM YELLİCE
DİJİTALEŞMENİN YENİ EŞİĞİ: TÜKETİMDEN STRATEJİK LİDERLİĞEIŞIK YARGIN
DON KİŞOT RUHU VE ENYOKDERAHMET İLBARS
MİLLİ EĞİTİM, OKUL VE TERÖRHASAN YAKUP CANGÜVEN
YASİN URLU GERÇEĞİSÜLEYMAN EKİN
BİR NESLİ KİM CANAVARLAŞTIRDI?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TAZE VE BAYAT MESELESİ!..VEDAT GÜRHAN
KADININ SİYASETTEKİ YERİ: TEMSİL Mİ, DÖNÜŞÜM MÜ?GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
KUSURDAKİ GÜZELLİK: KİNTSUGİGAZANFER ERYÜKSEL
KUTSAL KALENİN ÇÖKÜŞÜ: AİLE, OKUL VE SİLAHGÖZDE SARI
BİR ÇINARIN GÖLGESİŞAFAK ÇELİK
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARININ İCRASIAV CÜNEYT KARASU
TÜRK AİLE MAFYA YAPISINA HOŞ GELDİNİZBİHTER GÖRDÜ
NİÇİN KÖYLÜLÜK?TARIK ÇELENK
TAKSİ SORUNUNUN TÜKETİCİYE ETKİSİ VE BEKLENTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
BENİ LEYLEKLER GETİRMİŞ OLAMAZ ANNE!GÜRSEL KAYA
MUSLUKTAN AKAN SU NE KADAR GÜVENLİ?CEM ARÜV
SAMUEL BALLET HEMEN SATILMALIDIRKAHRAMAN KÖKTÜRK
MUHAFAZAKARLIK; ‘YERLİ ve MİLLİLİK’ ÜZERİNDEN BATI KARŞITLIĞIALİ İHSAN DİLMEN
GÖNÜLLÜ UYUMARAZİYE GÖK AKTAŞ
110 MİLYAR DOLAR BİR HEDEF DEĞİL, BİR ZİHİN DEVRİMİDİRHÜSEYİN BARANER
10 ÜLKEDEN ÇOCUKLAR SEVGİ KORTEJİ'NDE BULUŞTU
ÇANDIR'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖREX DAVETİ
MELİKE ÇAKIR, TÜRKİYE KUPASI ETABINDA BİRİNCİ
BAİB'DE YENİ YÖNETİM GÖREVE BAŞLADI
AKRA GRAN FONDO ANTALYA START ALDI
İSMAİL BAHA SÜRELSAN ANISINA ÖDÜL TÖRENİ
NAFAKA NEDENİYLE ENGELLİ MAAŞI BAĞLANMADI
HEM TEDAVİ GÖRÜYORLAR, HEM PARA KAZANIYORLAR
Erbaş, Hacı Bayram Veli Camii’nde teravih namazı kıldırdı
Otomobilin yan yattığı kaza anı kameraya yansıdı
Samsun'da trafik kazası: 3 yaralı
ABD'de düzenlenen yarışmada dünya 2.'si oldu
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8

- BAKAN FİDAN: "İSRAİL YAYILMACILIĞI, BİR GÜVENLİK SORUNU"
- 10 ÜLKEDEN ÇOCUKLAR SEVGİ KORTEJİ'NDE BULUŞTU
- ANTALYA’DAKİ TELEFERİK KAZASI DAVASINDA KARAR AÇIKLANDI: 8 SANIĞA HAPİS CEZASI
- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ'NİN CAR-T HAMLESİ ANLATILDI
- AKDENİZ'DEKİ İSTİLACI TÜRLER, BESİN ZİNCİRİNDE ÇIKMAZ YOL OLUŞTURUYOR
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim
