Bugün 17 Nisan 2026 Cuma
  • Antalya19 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6811.86
    %0
  • Dolar
    44.5989
    %0
  • Euro
    52.3513
    %0

MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR

BİR NESLİ KİM CANAVARLAŞTIRDI?

17 Nisan 2026 Cuma 16:15

Dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğin ellerine bakın. Yumuk yumuk, tertemiz ve günahsız... Her insan eşit doğar; çıplak, saf ve bir parça sevgiye muhtaç. O an ne nefreti bilir o eller, ne de bir cana kıymayı. Peki, ne olur da o masum avuçlar zamanla birer silaha, o sevgi dolu bakışlar nefret kusan birer kor yığınına dönüşür? Bir insanı, bir genci, kendi türüne kasteden bir "canavara" dönüştüren o karanlık simya nedir?

Bugün medya, sokaklar ve sosyal mecralar tek bir sorunun cevabını arıyor: Suçlu kim?

Kimine göre ilgisiz aileler, kimine göre ekranlardan şiddet pompalayan o meşhur mafya dizileri, kimine göre ise gerçeklikle bağı koparan dijital oyunlar... Kuşkusuz hepsinin bir payı var. Ancak asıl mesele, ruhun gıdası olan sevgi ve vicdanın bu toprak kuraklaştıkça geri çekilmesidir.

"Doğduğun aile kaderindir," derler. Kimine bu piyango, daha ilk nefesinde şefkatli, ahlaklı ve hakkaniyetli bir yuva olarak vurur. Kimisi ise akşam evine bir lokma ekmek götürebilmek için ömrünü törpüleyen ebeveynlerin kucağına düşer. Ama biliyoruz ki yoksulluk, canavarlaştırmaz. Akşam o mütevazı sofrada şükürle bölünen ekmek, sevgiyle harmanlanmışsa o evden katil çıkmaz.

Asıl tehlike, her şeyi olan ama "hiç kimsesi" olmayan çocuklardadır. Aynı çatının altında yan yana yaşayan ama birbirine fersah fersah uzak olan, sevgiden yoksun, narsist bir iklimde büyüyenler... Aile fertlerini önemsemeyen, dış dünyaya körleşen bu bireyler; bencilliğin ve acımasızlığın pençesinde toplumda tutunamayan birer gölgeye dönüşüyor.

Eğitim sistemimiz ve okul iklimi, ne yazık ki bizim çocukluğumuzdaki o naif disiplinden çok uzak. Davranışın, edebin ve öğretmenlere duyulan o kutsal saygının yerini; sanal dünyanın sahte kahramanlıkları aldı. Gençler artık sanal bir evrende, sanal kimliklerle yaşıyor. Öyle ki, kıydıkları canları o oynadıkları oyunlardaki birer "figür" sanıyorlar. Gözlerini kırpmadan tetiğe basmalarının ardında, ölümün soğuk gerçekliğini algılayamayan bir ruhsal kopuş var.

Hiçbir anne ve baba "Benim çocuğum yapmaz," konforuna sığınmamalı. Sokakların, sosyal medyanın ve o karanlık kuytuların çocuklarımıza ne fısıldadığını bilmek zorundayız. Son 25 yılda neyin değiştiğini, değerlerimizin nasıl bu kadar hızla aşındığını oturup uzun uzun düşünmeliyiz. Sahte dünyanın sunduğu pırıltılı yaşamlar, gerçekliğin ağırlığı altında ezilen gençler için taşınamaz bir yük haline geldi.

Son Söz: Önce Vicdan

Yitirdiğimiz gencecik fidanların, hayalleri yarım kalmış öğretmenlerin aziz hatırası önünde eğilirken şunu yüksek sesle söylemeliyiz: Evlatlarımızı sadece matematikle, fenle değil; sorumlulukla, merhametle ve en önemlisi vicdanla eğitmeliyiz. Çünkü her şeyin bittiği yerde vicdan devreye girer. Eğer bir insanın içinde o iç mahkeme kurulmamışsa, bütün eğitimler boştur. Vicdan yoksa, insan da yoktur. Gelin, geç kalmadan çocuklarımızı sevmeye, onlara birer canavar değil, birer "insan" olmayı öğretmeye yeniden başlayalım.

Kaybettiğimiz her gencin anısına, sevgiyle ve vicdanla...

Bu yazı toplam 187 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim