- IMKB
% - Altın
6946.9
%-0.01 - Dolar
44.8597
%0 - Euro
52.8428
%0.01
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:36 - ÖZDEMİR, DÜNYA ÇOCUKLARINI AĞIRLADI
- 23:26 - KOMŞULARIN HALI SİLKELEME TARTIŞMASI: 2 ÖLÜ
- 22:03 - 62 KEZ MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILAN MÜTEAHHİDİN CEZASI 22,5 YILA İNDİRİLDİ
- 21:58 - ANTALYA’DA KAYIP ZABITA İÇİN ARAMA ÇALIŞMASI BAŞLATILDI
- 21:49 - ZÜLFÜ LİVANELİ, ANSİAD'IN KONUĞU OLDU
- 21:48 - ALANYASPOR, BEŞİKTAŞ MAÇI HAZIRLIKLARINA BAŞLADI
- 21:18 - OSMANİYE’DE PARK HALİNDEKİ OTOMOBİL ALEV ALEV YANDI
- 21:10 - TEKİN'DEN OKULLARDA ŞİDDET TEPKİSİ: "BU BİR ZAAFİYETTİR, İRADE ZAMANI"
- 20:13 - DEPREMDE YERLE BİR OLAN ANTAKYA ULU CAMİ YENİDEN VATANDAŞLARLA BULUŞACAĞI GÜNÜ BEKLİYOR
- 19:57 - ANADOLU'NUN YÖRESEL ŞÖLENİ YÖREX BAŞLIYOR
- 19:43 - KAHRAMANMARAŞ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE TURAN AKPINAR ATANDI
- 19:38 - OKUL SALDIRGANI FAİLİN ÖLMEDİĞİ İDDİALARINA YALANLAMA
- 19:18 - KAHRAMANMARAŞ’TA OKUL SALDIRISINDA YARALANAN 5 ÖĞRENCİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR
- 18:30 - AKDENİZ'DEKİ İSTİLACI TÜRLER, BESİN ZİNCİRİNDE ÇIKMAZ YOL OLUŞTURUYOR
- 18:18 - FİZİKSEL ENGELLİ BİREYLER ASPENDOS ANTİK TİYATROSU’NU VR GÖZLÜKLERİ İLE SANAL ORTAMDA GEZDİ
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


SEN ŞİİRİN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN?
Herhangi bir kavram neyi tanımlıyor bulmak genellikle basit bir iştir. Sözlüğü açar bakarsınız ya da arama motorlarından birine sözcüğü yapıştırıp her dilde tararsınız, siteler karşınızda akmaya başlar. Ancak bazı kavramlar kolayca tanımlanamaz, genellenemez, indirgenemez, tanımlamaya sözcükler yetmez. Şiir böyle bir kavramdır. Çoğalır; şairler, yazarlar tanımlar, okuyanlar tanımlar, yazanlar tanımlar. Tanımlandıkça çoğalır, bereketlendikçe önüne katar tanımlayanları yeryüzünü gezer dolaşır, dillere takılır, takılır da mıhlanır kazınır dillere, bulutlara yükselir yükselir de iner yeryüzüne yağmurla, damla damla toprağın her milimetresine, bilmediğimiz gezegenlere, tanımadığımız medeniyetlere, okuduğumuz ve okunacak tarihe ulaşır ulaşır da biz bilemeyiz. Şiir beş algımızın ötesinde bir yerlerdedir zira. Yüzlerce yazar şiirin ne olduğunu tartışmış, yüzlerce yazarla, şairle bu soruyla ilgili uzun sohbetler gerçekleştirilmiştir. Amaç basittir; insan ifadesinin bir tanımına ulaşmak ama şiir hem tanımsız hem sayısız tanımlıdır.
Gerçek şu ki, bu sanat formunun ne olabileceği veya nasıl olması gerektiği konusunda tek bir gerçek yoktur. Bununla birlikte, yazarlar, şairler genellikle şiir için farklı bakış açıları sunarlar. Bunlar bazen birbiriyle uyuşur bazen çelişir ama üretilenlerin bazen tümü bazen birkaç dizesi dünyayı dolaşır. Seslendirilir, dilden dile yol alır, paylaşılır. Hiçbirinin tanımı bir diğerinden üstün değildir ama her biri yeni bir dünya kapısı aralar. İnsan bir kere evinin eşiğinden atlamayagörsün ne çok şiir vardır gezilecek, görülecek. Çok bilinenler vardır bir asırdan diğerine atlayan. Kendisini saklayan ya da görmezden gelinenler vardır. Ben şiir kentlerinde sık uğranmamış, pek bilinmeyen sokakları da görmek gezmek, tozunu solumak, cumbalarının altında oturup evleri dinlemek isterim. İsterim istemesine de bilirim insan ömrü bir saliseye denk düşer şiirin ömründe.
Yunanlarda şiire ait iki bin tanım var ve Aristoteles'in de bu konuya adanmış koca bir ‘’Poetika’’sı ama içinde bir şairi ikna eden hiçbir şiir tanımı yok. Edebi teorinin ilk eserlerinden biri olarak kabul edilen ‘’Poetika’’, drama ve epik şiirin etkilerini inceler ve trajedinin duygularımızı nasıl harekete geçirdiğini ele alır. Aristoteles, şiirin evrenseli, tarihin ise özeli ifade etme eğiliminde olduğunu söyler. Sanat üzerine yazılmış bu ilk felsefi eserde Aristoteles hocası Platon’dan farklı olarak şiiri, şairleri, ozanları sahiplenir; şiirin insan doğasından kaynaklandığını açıklayıp şiire gerçek değerini teslim eder. Mimesis, en klasik anlamıyla Antik Yunan retoriğinde, taklit ve öykünmeye dayalı temsil anlayışıdır. İnsanı şiir yazmaya yönlendiren şey insana dair doğal ve zorunlu nedenlerdir. Şiir sanatı genel olarak varlığını, insan doğasında bulunan iki temel nedene borçlu. Bunlardan birisi taklit olup, doğduğumuzda adeta genlerimize kodlanmıştır. İnsanlar, özellikle taklit etmede olağanüstü yetili olmalarıyla bütün öteki yaratıklardan ayrılır ve ilk bilgilerini de taklit yoluyla elde ederler. İkincisi, bütün taklit ürünleri karşısında insan için karakteristik olan hoşlanma, zevk alma duygularının ateşlenmesidir. Aristoteles öne sürdüğü savda bu ikiliyi estetik beğeni ve anlama/öğrenme ile birlikte ele alır.
Şiiri tanımlama işi
yakın çağlarda olduğu gibi günümüzde de devam ediyor. Alejandra Pizarnik der ki: “Ama şairin, sanatçı ve yaratıcı olarak, pathosun, şiirsel deliliğin kurbanı olan bir özne olduğu gerçeği değişmez; bu da onu şüphesiz hayatını şiirsel bir şekilde yaşamaya, sanat için ve sanat aracılığıyla bir hayat olduğu ölçüde kendine bağlı kalmaya yönlendirir.
‘’kanalizasyondan bir bakış
dünyanın bir vizyonu olabilir
isyansa bir güle bakmaktan ibarettir
gözleriniz paramparça olana dek”
Antonio Machado kulaklara şiirin ne olduğu hakkında şunları fısıldar: ‘’Bu, temel kelime gibidir: huzursuzluk, ıstırap, korku, teslimiyet, umut, sabırsızlık, zamanın işaretleri ve insan bilincindeki varoluşun vahiyleriyle anlatılır. Pedro Salinas şiirin gerçekliğin özünü bulmak, zamanı ve “onların sorularını” keşfetmek olduğuna inanır. Mario Benedetti için şiir yayıncılık sektörü her ne kadar onu edebiyatın ‘’Büyük Külkedisi’’ olarak görse de, şiirin her zaman dünyanın gerçek ruhu olacağıdır. Octavio Paz’ a göre şiir, şairin dilin mutlaklığına doğru sürdürdüğü gerilimidir; gerçekliği, geçiciliği, düşünüldüğü anda kaybolan şeyi yakalama umuduyla, beklenmedik ve mucizevi bir şekilde düzenlenmiş kelimelerle, sanatçının sabırlı emeğinin meyvesi olarak kabul etmekte tereddüt ettiği bir ritim sayesinde adım atar.” Julio Cortazar için bir araya gelebileceğini asla hayal etmediğimiz iki kelimenin birleşimidir şiir ve bir tür gizem oluşturur. Jorge Luis Borges ‘’Şiiri tanımlamam gerekirse ve tamamen emin değilsem, çok emin hissetmiyorsam, şöyle bir şey söylerim: ‘Şiir, ustaca iç içe geçmiş kelimeler aracılığıyla güzelliğin ifadesidir.’ der. Bu tanım bir sözlük veya ders kitabının işine yarayabilir, ancak bütünü kapsayıcı değil. Çok daha önemli bir şey var: bizi sadece şiirle denemeler yapmaya devam etmeye değil, ondan zevk almaya ve onun hakkında her şeyi bildiğimizi hissetmeye teşvik edecek bir şey.
Gabriel Celaya diyor ki: ‘’Belki de öldüğümde, şöyle diyecekler: O bir şairdi. Ve dünya, her zaman güzel, bunun bilincinde olmadan parlayacak.’’
Celaya, bahsettiği gelecek henüz gelmediğinde bu şiiri bize bırakıyor.
"Şiir, gelecekle dolu bir silahtır."
Artık kişisel olarak göklere çıkaracak
hiçbir şey beklenmediğinde,
yine de insan hâlâ duyumsar
ve bilincinin ötesinde devam eder,
şiddetle var olur, körü körüne onaylar,
karanlıkta atan bir nabız gibi,
insan doğrudan
ölümün baş döndüren, berrak gözlerine baktığında,
gerçekleri söyler:
gaddar, korkunç, sevgi dolu zulümleri.
Şiirlerin, boğulan, var olmayı, uyumu,
olağanüstü hissettikleri şey için
bir yasayı özleyen herkesin
ciğerlerini genişlettiği söylenir.
İçgüdü hızıyla, şaşkınlık şimşeğiyle,
büyülü bir kanıt gibi,
gerçeklik bizim için kendisiyle
özdeş hâle gelir kendisiyle.
Yoksullar için şiir, günlük ekmek kadar gerekli şiir,
dakikada on üç kez talep ettiğimiz hava kadar gerekli;
var olmak ve var olurken, yücelten bir onay için.
Çünkü talihsizliklerle yaşarız,
kim olduğumuzu ifade etmemize zar zor izin verilir,
şarkılarımız günahlar olmadan sadece bir süs olamaz.
En dibe vururuz.
Ellerini yıkayıp, uzaklaşan, anlamazlıktan gelip sıvışan tarafsızların
kültürel bir lüks olarak hayal ettiği şiiri lanetliyorum.
Lekelenene dek taraf tutmayanların şiirlerine lanet okuyorum.
Hataların sorumluluğunu üstleniyorum.
İçimde acı çeken herkesi hissediyorum,
ve nefes alırken şarkı söylüyorum.
Şarkı söylüyorum, kişisel kederlerimin ötesinde
şarkı söyleyerek genişliyorum.
Size hayat vermek, sizi yeni eylemler kışkırtmak istiyorum,
ve bu yüzden elimden gelenin en iyisini bir yöntemle hesaplıyorum.
Kendimi şiir mühendisi ve İspanya'yı çeliğinden şekillendirmek için,
başkalarıyla birlikte çalışan bir işçi gibi hissediyorum.
Şiirim işte böyle: şiir-araç,
aynı zamanda oy birliği ve körlerin kalp atışı.
İşte böyle, genişleyen bir gelecekle dolu bir silah,
onunla göğsünüze nişan alıyorum.
Damla damla özenle işlenmiş bir şiir değil.
Ne güzel bir ürün ne kusursuz bir meyve,
Hepimizin soluduğu hava gibi bir şey,
ve içimizde taşıdığımız her şeye
yer açan bir şarkı.
Hepimizin tekrarladığı,
kendimize aitmiş gibi hissettiğimiz
ve uçup giden kelimeler.
Söylenenden daha fazlası.
En gerekli olanlar: ad konmamış olanlar
Yeryüzünde eylemler, gökyüzünde çığlıklar.
Gabriel Celaya
"İber Şarkıları"1955
Şiir çevirileri: Bahar Uysal Hamaloglu
Bizler şiirin ne olduğunu biliyoruz. Onu o kadar iyi biliyoruz ki, tıpkı kahvenin, çayın tadını, kırmızı veya mavinin veya öfkenin, sevginin, nefretin, şafağın, alacakaranlığın veya evladımıza, ana babamıza, ülkemize duyduğumuz sevginin anlamını tanımlayamadığımız gibi, onu da kelimelerle tanımlayamıyoruz ama biliyoruz. İçimizde ölçemeyeceğimiz kadar derine kök salmış ki gökyüzünde dalları arş-ı âlâyı öylesine sarmış ki ancak paylaştığımız ortak sembollerle ifade edilebiliyoruz. Şiir böyle işte! Görüyoruz, işitiyoruz, okuyoruz, dokunuyoruz, kokusunu içe, tadını damağa mühürlüyoruz, duyumsuyoruz.
Şiir işte; uçar kaçar bağlayamazsın, gezer dolaşır tutamazsın, zamandan taşar, sınır tanımaz mekân aşar. Saklanmışlar gizlisinden çıkar durduramazsın, çağ atlar atlar da sen o çağı görmeyecek bir kelebek ömürlüsün ey ölümlü… Bir gün anlarsın nabzında attığını, anımsarsın sinapslarından birinden diğerine atladığını. Binlerce kez dinlendikten sonra geriye kalan şiirdir; tanımdan kaçan tanıma dahil olmayı reddeden… İşte o zaman haklısın şu soruyu sormakta Abidin Dino’ya :
’’Sen şiirin resmini yapabilir misin?
GELECEKTEN TASARRUF EDİLMEZNİNA ŞAHİN
YÜZBAŞI SELAHATTİNNURİ SEZEN
SEN ŞİİRİN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OKTAY SİNANOĞLU’NUN DİL VE TARİH HEGEMONYASINA ELEŞTİREL BİR BAKIŞMUHARREM YELLİCE
DİJİTALEŞMENİN YENİ EŞİĞİ: TÜKETİMDEN STRATEJİK LİDERLİĞEIŞIK YARGIN
DON KİŞOT RUHU VE ENYOKDERAHMET İLBARS
MİLLİ EĞİTİM, OKUL VE TERÖRHASAN YAKUP CANGÜVEN
YASİN URLU GERÇEĞİSÜLEYMAN EKİN
BİR NESLİ KİM CANAVARLAŞTIRDI?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TAZE VE BAYAT MESELESİ!..VEDAT GÜRHAN
KADININ SİYASETTEKİ YERİ: TEMSİL Mİ, DÖNÜŞÜM MÜ?GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
KUSURDAKİ GÜZELLİK: KİNTSUGİGAZANFER ERYÜKSEL
KUTSAL KALENİN ÇÖKÜŞÜ: AİLE, OKUL VE SİLAHGÖZDE SARI
BİR ÇINARIN GÖLGESİŞAFAK ÇELİK
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARININ İCRASIAV CÜNEYT KARASU
TÜRK AİLE MAFYA YAPISINA HOŞ GELDİNİZBİHTER GÖRDÜ
NİÇİN KÖYLÜLÜK?TARIK ÇELENK
TAKSİ SORUNUNUN TÜKETİCİYE ETKİSİ VE BEKLENTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
BENİ LEYLEKLER GETİRMİŞ OLAMAZ ANNE!GÜRSEL KAYA
MUSLUKTAN AKAN SU NE KADAR GÜVENLİ?CEM ARÜV
SAMUEL BALLET HEMEN SATILMALIDIRKAHRAMAN KÖKTÜRK
MUHAFAZAKARLIK; ‘YERLİ ve MİLLİLİK’ ÜZERİNDEN BATI KARŞITLIĞIALİ İHSAN DİLMEN
GÖNÜLLÜ UYUMARAZİYE GÖK AKTAŞ
110 MİLYAR DOLAR BİR HEDEF DEĞİL, BİR ZİHİN DEVRİMİDİRHÜSEYİN BARANER
10 ÜLKEDEN ÇOCUKLAR SEVGİ KORTEJİ'NDE BULUŞTU
ÇANDIR'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖREX DAVETİ
MELİKE ÇAKIR, TÜRKİYE KUPASI ETABINDA BİRİNCİ
BAİB'DE YENİ YÖNETİM GÖREVE BAŞLADI
AKRA GRAN FONDO ANTALYA START ALDI
İSMAİL BAHA SÜRELSAN ANISINA ÖDÜL TÖRENİ
NAFAKA NEDENİYLE ENGELLİ MAAŞI BAĞLANMADI
HEM TEDAVİ GÖRÜYORLAR, HEM PARA KAZANIYORLAR
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





