Bugün 17 Şubat 2026 Salı
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7017.97
    %0.04
  • Dolar
    43.7368
    %0.06
  • Euro
    51.9145
    %0.13
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TÜRK DİL KURUMU'NDAN 'TÜRKÇE ÇALIŞTAYI'
16 Şubat 2026 Pazartesi 22:15

TÜRK DİL KURUMU'NDAN 'TÜRKÇE ÇALIŞTAYI'

'Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı' nın üçüncüsü Türk Dil Kurumu'nda gerçekleştirildi.

Türk Dil Kurumu’nda Diksiyon Çalıştayı: “Liyakat Esas Olmalı”

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun Baş spikerlerinden ve Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Şener Mete, Türk Dil Kurumu’nda düzenlenen Diksiyon Çalıştayları serisinin üçüncüsünde ve çalıştay öncesinde  önemli mesajlar verdi. Çalıştayın organizasyon ve koordinasyonunu üstlenen Mete, etkinliğin amacının Türkçe'nin doğru ve güzel kullanımı konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu söyledi.

Üç yıl önce TRT’den emekli olan spikerlerle birlikte halen görevde bulunan spikerleri bir araya getirerek ilk toplantıyı gerçekleştirdiklerini belirten Mete, “Türkçe güzel konuşuluyor mu, yaşanan sıkıntılar nelerdir, bunları masaya yatıralım istedik. Türk Dil Kurumu da bu buluşmaların geleneksel hale gelmesini talep etti. Bugün üçüncü çalıştayımızı gerçekleştiriyoruz” dedi.

Bir buçuk gün sürecek çalıştaya, ilk toplantıya katılan 25 spikerden 22’sinin yanı sıra 5 yeni ismin de iştirak ettiğini aktaran Mete, bu yıl ilk kez belirli temalar çerçevesinde ilerlediklerini ifade etti.

İki Ana Tema: Diksiyon Kitapları ve Eğitimler

Çalıştayın bu yılki ana başlıklarının Türkiye’de yazılan diksiyon kitapları ve verilen diksiyon eğitimleri olduğunu kaydeden Mete, alandaki nitelik sorununa dikkat çekti. Diksiyon alanında yeterli tecrübeye sahip olmayan kişilerin kitap yazdığını ve eğitim verdiğini belirten Mete, bu durumun mesleğin ciddiyetine zarar verdiğini söyledi.

“Bir spikerin diksiyon kitabı yazabilmesi için uzun yıllar mikrofon başında görev yapmış olması gerekir. Bu iş bir-iki yılda öğrenilecek bir alan değil. En az 20 yıllık bir birikim gerekir” diyen Mete, meslekte liyakatin esas alınması gerektiğini vurguladı.

“Gerçek Spiker Kendini Belli Eder”

Spikerliği terziliğe benzeten Mete, “Hazır konfeksiyon başka, gerçek terzi işi başkadır. Gerçek bir spiker de haberi okuduğunda ya da program sunduğunda kendini belli eder” ifadelerini kullandı.

Çalıştaya katılan deneyimli isimlerin hem kitap yazma hem de eğitim verme konusunda yetkin kişiler olduğunu dile getiren Mete, “Biz bu işe gönül vermiş, liyakatli insanlarla yürümeye devam edeceğiz” dedi.

Türkçe'nin doğru ve etkili kullanımı konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan çalıştayın, değerlendirme oturumlarının ardından sonuç bildirgesiyle tamamlanması bekleniyor.

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof Dr Osman Mert: “Türkçe Geleceğimizdir”
 
Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı”, TRT spikerleri, program yapımcıları ve alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşma dilinin standartlaştırılması, diksiyon kitaplarının analizi ve çağın gereklerine uygun yeni bir müfredat hazırlanması konuları ele alındı.
 
TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, konuşma dilinin Türkçe'nin doğal biçimi olduğuna dikkat çekerek, kurumun bugüne kadar daha çok yazı dili ve Türkçe'nin yapısal özellikleri üzerine çalışmalar yürüttüğünü, ancak konuşma dilinin yeterince ele alınmadığını ifade etti.
 
“Doğal dil konuşma dilidir. Türkçe'nin sadece geçmişi günümüze bağlayan bir unsur değil, aynı zamanda geleceğimiz olduğunu unutmamalıyız,” diyen Mert, medya aracılığıyla Türkçe'nin 24 saat evlere girdiğini ve bu nedenle doğru ve standartlara uygun kullanımın büyük önem taşıdığını vurguladı.
 
Diksiyon Kitapları Masaya Yatırıldı
 
Çalıştayın temel gündem maddelerinden birinin Türkiye’de yayımlanmış diksiyon kitaplarının analiz edilmesi olduğunu belirten Mert, sahada ciddi bir dağınıklık bulunduğunu söyledi. Bu kapsamda:
• Mevcut diksiyon kitapları değerlendirilecek,
• Çağın ihtiyaçlarına uygun bir konuşma ve diksiyon müfredatı hazırlanacak,
• TDK tarafından referans niteliğinde bir diksiyon kitabı yayımlanacak.
 
Ancak Başkan Mert, yalnızca bir kitap yayımlamakla yetinmeyeceklerini belirterek, program geliştirme uzmanlarının da sürece dahil edileceğini ve kapsamlı bir eğitim programı hazırlanacağını ifade etti.
 
İşitsel Materyal Vurgusu
 
Konuşma eğitiminin yalnızca yazılı materyalle verilemeyeceğini dile getiren Mert, “Konuşma kulaktan öğrenilir. Göz bir dil organı değildir,” diyerek işitsel materyallerin önemine dikkat çekti. Hazırlanacak materyallerin kare kod gibi dijital uygulamalarla destekleneceğini, böylece eğitim içeriğinin hem yazılı hem işitsel olarak sunulacağını kaydetti.
 
Paydaş Kurumlarla İş Birliği
 
TDK’nın bir eğitim kurumu olmadığını hatırlatan Mert, en önemli paydaşların Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve yayın yapan kurumlar olduğunu belirtti. Çalıştay sonuç bildirgesinin kamuoyuyla paylaşılacağını, sunulan bildirilerin ise elektronik kitap olarak yayımlanarak tüm dünyaya açık hale getirileceğini açıkladı.
 
Mert ayrıca, spikerlik mesleğinde standartların belirlenmesi ve bir kontrol mekanizmasının oluşturulması gerektiğine işaret ederek, ilgili kurumlarla bu konuda görüşmeler yapılacağını ifade etti.
 
“Türkçe'yi korumak ve geliştirerek geleceğe taşımak zorundayız,” diyen Mert, konuşma dilinin bu sürecin en önemli ayaklarından biri olduğunu sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Derya Örs: “Türkçeyi doğru ve güzel kullanmak ortak sorumluluğumuzdur”

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs de, konuşma dili üzerine düzenlenen çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada Türkçe'nin doğru ve özenli kullanımının yalnızca akademik bir mesele değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Konuşmasına Türkçe'ye emek veren radyo ve televizyon çalışanlarını, seslendirme sanatçılarını ve medya mensuplarını selamlayarak başlayan Örs, dilin insanı diğer varlıklardan ayıran en temel unsur olduğunu belirtti. Konuşma ve dilin insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Örs, ana dilinin bireyin dünyaya geldiği andan itibaren duyduğu seslerle şekillendiğini ifade etti.

Türkiye Türkçesi'nin yalnızca İstanbul ağzından ibaret olmadığını kaydeden Örs, yazı dilinde ve standart konuşmada İstanbul Türkçesi'nin esas alınmasına rağmen Türkiye’nin farklı bölgelerinde yüzlerce ağız ve söyleyiş biçiminin bulunduğunu söyledi. Yerel ağızların bir zenginlik olduğunu belirten Örs, “Bir insan hem standart İstanbul Türkçesi'ni doğru ve güzel konuşabilir hem de kendi yöresel ağzını yaşatabilir. Bu bir çelişki değil, kültürel çeşitliliktir” dedi.

Son dönemde özellikle yazı dilinin telaffuzunda artan sorunlara dikkat çeken Örs, medyada ve kamusal alanda görev yapan bazı isimlerin konuşmalarında özen eksikliği görülebildiğini ifade etti. Doğru ve anlaşılır Türkçe'nin özellikle öğretmenler, sunucular ve kamu görevlileri tarafından titizlikle kullanılmasının önemine işaret etti.

Dil eğitiminde kurumlar arası iş birliğinin gerekliliğine vurgu yapan Örs, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların bu konuda önemli sorumluluk taşıdığını dile getirdi. Dil eğitiminin okul öncesi dönemden itibaren başladığını hatırlatan Örs, öğretmen yetiştirme süreçlerinde pedagojik donanım ve doğru telaffuz bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Konuşma dili çalıştaylarının bu alanda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirten Örs, Türk Dil Kurumu'nun son yıllarda konuşma dili üzerine daha kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Örs, “Dil bir milletin hafızasıdır. Türkçeyi korumak ve gelecek nesillere en doğru biçimde aktarmak hepimizin ortak görevidir” diyerek sözlerini tamamladı.

whatsapp-image-2026-02-16-at-22-09-03.jpeg

whatsapp-image-2026-02-16-at-22-10-03.jpeg

whatsapp-image-2026-02-16-at-22-12-28.jpeg

whatsapp-image-2026-02-16-at-23-55-15.jpeg

whatsapp-image-2026-02-16-at-23-57-50.jpeg

 

Kaynak: HABER:GÜRSEL KAYA
Bu haber toplam 135 defa okunmuştur
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim