Bugün 14 Mart 2026 Cumartesi
  • Antalya12 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7134.94
    %0
  • Dolar
    44.1623
    %0
  • Euro
    50.4857
    %0

BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

YÜREĞİN HAFIZASI

14 Mart 2026 Cumartesi 20:50

   Her birimiz hayata, olaylara, kişilere, yaşananlara farklı pencerelerden bakıyor, farklı algılıyor, farklı yorumluyor, farklı bir bellek inşa ediyoruz. Hatta aynı pencereden baktığımızda bile dikkatimizi yönelttiklerimizin, algıda seçiciliğimizi gözeten hafızalarımızın farklılığı kaçınılmaz bir son. Borges, bizlerin ‘’bellek, kendi belleklerimiz ‘’ olduğunu belirtir ve şöyle devam eder sözlerine: ‘’bizler o değişken imzaların hayali müzesiyiz, o kırık aynalar yığınıyız.’’ Pencereden görünen gerçeğin bir kısmı atılıp, cam kırıklarına dönüşüp kaybolurken bir kısmı gerçekliğini korur, kalan parça ise şekil değiştirebilir. Geriye, geçmişe dönüp hatırlamaya çalıştığımızda canlanan gerçeklikten ziyade belleğimizi etkileyen gözlem yanılsamaları, ön yargılar ve bireysel deneyimlerin etkisi altında kalarak inşa edilmiş olandır.

     Johns Hopkins Nörobilim Bölümü Direktörü Huganir, “Hafızalar kim olduğumuzun bir parçasıdır, ancak hafıza oluşturmak aynı zamanda biyolojik bir süreçtir.” diyor. Bu süreç birçok soruyu gündeme getiriyor. Beynimiz nasıl etkileniyor? Deneyimler ve öğrenme, beynimizdeki bağlantıları nasıl değiştiriyor ve hafıza nasıl oluşuyor? Bir şey öğrendiğimizde -hatta birinin adını öğrenmek kadar basit bir şey bile olsa- beynimizde gerçekleşen nöronlar arasında bağlantılar kurmaktır. Sinaps diye adlandırdığımız bu bağlantılar sinir hücreleri arasında yeni devreler oluşturarak yeni bir beyin haritası oluşturur. Olası bağlantıların muazzam sayısı, beyne akıl almaz bir esneklik kazandırır; beynin 100 milyar sinir hücresinin her biri diğer sinir hücreleriyle 10.000 bağlantıya sahip olabilir. Bu sinapslar, bir olaya ne sıklıkla maruz kaldığımıza bağlı olarak güçlenir veya zayıflar. Bir aktiviteye ne kadar çok maruz kalırsak bağlantılar o kadar güçlü olur. Ancak, maruziyet ne kadar azsa bağlantı da o kadar zayıftır. Anılarsa, nöronlardaki elektriksel enerji aracılığıyla oluşturulur. Önce kısa süreli hafızaya atılıp  bir süre orada saklanır sonra hipokampus aracılığıyla uzun süreli hafızaya aktarılır. Uzun süreli güçlenme, nöronlar arasındaki iletişimi arttırarak anıların uzun süreli depolanmasına neden olur. Yaşla ilgili değişiklikler, kronik stres, sağlık sorunları, depresyon ve dikkat eksikliği, hafıza oluşumunu ve korunmasını etkileyen faktörlerdir. Bu faktörler, beynin yeni anılar oluşturma ve depolanmış bilgileri etkili bir şekilde geri çağırma yeteneğini etkiler. Kronik stres, vücudu stres kimyasallarıyla doldurarak beyin hücrelerinin kaybına neden olur. Bu, yeni bilgileri tutmada zorluklara ve hafıza sorunlarına yol açabilir.

     Hafıza öznelliğini, gerçeğin göreceliğini konu alan fimlerden en ünlüsü Akira Kurosawa’nın Ryunosuke Akutagawa'nın iki öyküsünden uyarladığı ‘’Rashomon’’ adlı filmdir. Filmdeki karakterler, 12. yüzyılda Japonya’da yaşanan toplumsal  kriz döneminde işlenmiş bir cinayetin tanıklarıdır; hikâye onların tanıklıklarından oluşur. Rashōmon, kelime anlamı olarak Japoncada kale, hisar veya şehir kapısı anlamına gelir. Özellikle Japonya'daki Heijō-kyō Nara ve Heian-kyō Kyoto şehirlerinin tarihî anıtsal güney kapıları bu adla anılırlar. Filmin çekimleri de günümüzdeki adı Nara olan Heijō-kyō'daki şehir kapısında ve civarında gerçekleşir. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda, savaş, yoksulluk ve yıkımın, şehir kapısında ve kıyafetlerde nesnelleştiği bir ortamda oduncu Takashi Shimura, rahip Minoru Chiaki ve köylü Kichijiro Ueda bir cinayet hakkında konuşmak için bir araya gelmişlerdir. Ormanda samuray Masayuki Mori’nin cesedini bulan oduncu, olayı yetkililere hemen bildirdiğini söyler. Rahip ile birlikte, olayların kendilerine ait versiyonunu anlatmak üzere  duruşmaya çağrılırlar. Katil olduğunu itiraf eden haydut Tajōmaru Toshiro Mifune de ifade vermek için oradadır. Katilin, haydut tarafından tecavüze uğrayan samurayın karısı Machiko Kyō’nün, oduncunun, bir medyum aracılığıyla başvurulan samurayın anlattıkları birbirinden çok farklıdır. Anlaştıkları tek nokta, samurayın öldüğü ve Tajōmaru'nun samurayın karısına tecavüz etmiş olduğudur.

     Kurosawa bir sahnede kamerayı  kent kapısından uzaklaştırıp uzun ağaçlarla örtülü ormana, sonra da gökyüzüne çevirir. Seyirci, güneş ışınlarının ağaç tepelerinden süzüldüğünde karakterlerin yüzünü şöyle bir yalayıp geçtiğini görür. Güneş, ortamı aydınlatmamıştır. Bu, gerçeğin, ormanın içinde asla kimse tarafından bilinemeyecek veya doğru şekilde anlaşılamayacakmış gibi saklı kalacağı fikrini pekiştiren bir sahnedir. Bu nedenle, belirsiz ve kısıtlı bakış açımız konusunda bir uyarı gibidir. Tüm tanıklıklar doğru olamaz, peki hangi karakterler doğruyu söylemiyor? Hangileri doğruyu söylüyor? Aynı suçun dört çelişkili ama bir o kadar da inandırıcı olarak anlatıldığı, yani herkesin 'gerçeği' nin farklı olduğu bu olayda acaba kim doğruyu söylemektedir?  Böylece Rashomon etkisi kavramı bu filmden sonra hayatımıza girer.

    Rashomon etkisi hafıza, algı ve gerçeğin öznelliğinin bileşimidir. Aynı pencereden bakanların farklı şeyler algılayıp birbirlerinden farklı gerçekler yaratmaları sık rastlanan bir durumdur. Hafızamız bir kayıt cihazı değildir. Objektif olması olası olmayan bu dinamik sistem, duygusal tutarlılığı tarihsel doğruluğun önüne çekebilir. ’’Hafızam yanılmaz, çok iyi hatırlıyorum.’’ diyenlerimiz olsa da bilim, hatırlamanın geçmişi yeniden yaşamak olmadığını, onu yeniden inşa etmek olduğunu kanıtlamıştır. Psikolog ve nörobilimci Karim Nader, bir şeyi her hatırladığınızda, hafızanın kararsız hâle geldiğini ve tekrar depolanmadan önce değiştirilebileceğini gösterdi. Bu yeniden konsolidasyon diye tanımlanmakta. Gerçekleşen bozulmamış dosyalara erişmek değil, deneyimi yeniden yaratmak. Birkaç dakika boyunca, o hafıza şekillendirilebilir bir plastisiteye sahip olur. Güçlendirilebilir veya değiştirilebilir. Bu yüzden iki kişi aynı sahneyi farklı hatırlar. Tek bir olayın, olaya karışan veya tanık olan kişiler tarafından birbirinden farklı, çelişkili ve öznel şekillerde anlatılmasıyla sonuçlanır.

     Çatısı uçmuş, kapısı kırılmış, aradan bazı tuğlaları çekilmiş ya da tamamen yıkılmış duvarları olan hafıza evimiz, vakit, kişiler ve olaylar bağlamında amigdala, hipokampus ve bağlantıların aktifleşmesiyle yeniden inşa edilir.Gabriel Garcia Marquez iyi bir hafızaya sahip olanlar için kolay olanın  hatırlamak, yüreği olanlar içinse zor olanın unutmak olduğunu ifade etse de saklanmış hatıralar çoktan kişinin kendi renkleriyle boyanmıştır. Kendi hayatımızın görgü tanıklıklığı bile sorgulanmayı hak etse de gönlüm Marquez’in şu sözünü içselleştiriyor ‘’Yüreğin hafızası kötüyü siler ve iyiyi büyütür ve bu düzen sayesinde geçmişin yüküne katlanmayı başarırız.

Bu yazı toplam 165 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim