Bayram geliyor…
Eskisi gibi mi? Hayır.
Takvimde aynı günler, aynı telaşlar…
Ama içimizde bir eksiklik var, adı konulamayan bir boşluk.
Eskiden bayram, annemin mutfağında başlardı.
Tencere kapaklarının sesi, evin içini saran kokular…
Babamın “Bir eksiğimiz var mı?” diye sorması…
Aslında hiçbir şey eksik değildi o zaman. Çünkü onlar vardı.
Şimdi sofralar kuruluyor yine.
Tabaklar diziliyor, yemekler yapılıyor…
Ama bir sandalye hep boş.
Sonra bir tane daha…
Ve insan en çok bayram sabahı anlıyor:
Bazı gidişler, sadece bir insanı götürmüyor…
Bir evin neşesini, bir sofranın bereketini, bir bayramın anlamını da alıp götürüyor.
Arefe günleri artık biraz daha sessiz.
Mezarlık yolları biraz daha tanıdık.
Dualar biraz daha içten…
Çünkü artık konuşamadıklarımızı kalbimizden söylüyoruz.
Gençler bayramı tatil biliyor, haklılar.
Hayat hızlı, zaman dar…
Ama bir gün onlar da anlayacak:
Bayram, gidilecek bir yer değil…
Yanında olan insanlardır.
Şimdi sıra bizde.
Eksilenleri unutmadan, kalanları incitmeden…
O eski bayramlardan kalan ne varsa yaşatmakta.
Çünkü gerçek şu ki—
Bayram hâlâ geliyor…
Ama o eski bayramlar,
bizimle birlikte yavaş yavaş gidiyor.
Ve geriye sadece bir şey kalıyor:
Özlem… en çok bayram sabahları can yakıyor.
Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.