- IMKB
% - Altın
6281.14
%-0.01 - Dolar
44.3273
%0.04 - Euro
51.4981
%0.09
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:03 - OSMANİYE’DE OTOMOBİL KÖPRÜDEN UÇTU: 1 YARALI
- 23:58 - ADANA’DA EVİN DUVARINA ÇARPAN OTOMOBİL TAKLA ATTI: 1 YARALI
- 23:38 - TRAFİKTE BIÇAKLA DEHŞET YAŞATAN BABA-OĞULA 363 BİN TL CEZA
- 23:37 - GÜNEY: "ARTAN AKARYAKIT FİYATLARI ÜRETİM VE İHRACATI VURUYOR"
- 23:28 - KAMYONUN ÇARPTIĞI MOTOSİKLETİN SÜRÜCÜSÜ HAYATINI KAYBETTİ
- 21:08 - TRAFİKTE DEHŞET: TIRDAKİ YOLCU BIÇAKLA SALDIRDI
- 21:08 - FRENİ BOŞALAN HAFİF TİCARİ ARAÇ AĞACA ÇARPTI: 1 YARALI
- 19:03 - ALKÜ’DE ALANYA’NIN SU YÖNETİMİ MASAYA YATIRILDI
- 18:03 - BABANIN EN AĞIR YÜKÜ: KIZI VE 5 TORUNUNUN CENAZESİNİ GÖZYAŞLARIYLA TESLİM ALDI
- 16:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA RAMAZAN BAYRAMI’NDA ÜCRETSİZ ULAŞIM HİZMETİ: 3 GÜNDE 16 BİN 740 BİNİŞ
- 16:26 - KONUKEVİNDEN GELEN MEKTUPLAR TUVALE YANSIDI
- 16:23 - ALANYA’DA BAYRAM TATİLİ SÜRESİNCE 3 BİN 768 HASTAYA SAĞLIK HİZMETİ SUNULDU
- 16:13 - KAZADA HAYATINI KAYBEDEN NİŞANLI ÇİFT YAN YANA TOPRAĞA VERİLDİ
- 15:48 - BURDUR’DA İKİ GENCİ BIÇAKLAYAN 17 YAŞINDAKİ ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 15:43 - BURDUR’DA OTOGARDA EMNİYET KEMERİ KULLANIMI HAKKINDA BİLGİLENDİRME

MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


HARZEMİYYE BAKİYESİNDEN KURMANÇ KİMLİĞİNE!
Bir Etnosun İnşası ve EMPERYAL FİLOLOJİNİN İFLÂSI
- Yüzyıl oryantalizmi, Orta Doğu’yu yalnız askerî ve siyasî müdahalelerle değil, dil ve tarih üzerinden kurulan kavramsal şemalarla da yeniden inşa etmiştir. Bu inşa sürecinin en kritik araçlarından biri, bölgenin tarihî olarak iç içe geçmiş halk katmanlarını yapay dil ailelerine ve donmuş ırk kategorilerine ayırmaktır. “Aryen” kavramı da bu çerçevede önce dilsel, sonra siyasî ve nihayet biyolojik bir muhtevaya büründürülmüş; böylece birçok halkın tarihî oluşumu, kendi iç dinamikleriyle değil, dışarıdan dayatılan filolojik kategorilerle açıklanmaya başlanmıştır.
Bugün Encyclopaedia Britannica ve Encyclopaedia Iranica gibi başvuru kaynakları Kürtçeyi Batı İranî diller içinde sınıflandırmakta, Kurmancîyi ise Kuzey Kürtçesi olarak tanımlamaktadır.[1][2] Ancak bu tasnif, bir sonucun adıdır; sürecin açıklaması değildir. Bu kaynaklar ne olduğunu söyler; fakat nasıl oluştuğunu açıklamaz.
Hâkim filolojik görüşün temel zaafı tam burada ortaya çıkar. Aynı Iranica metni, Kürtçenin Eski ve Orta İran dönemlerinden doğrudan izlenebilen açık bir dil hattına sahip olmadığını, eldeki metinlerin ise en fazla 16. yüzyıla kadar geri götürülebildiğini açıkça kabul etmektedir.[2] Cambridge History of the Kurds içindeki değerlendirmeler de Kurmancînin yazılı ve edebî dil olarak belirginleşmesini geç 16. yüzyıl bağlamına yerleştirmektedir.[3] Bu veriler tek başına şu sonucu ortaya koyar:
Ortada ezelden beri değişmeden gelen yekpâre bir dil ve etnos sürekliliği yoktur. Buna rağmen modern filoloji, sonucu başlangıç gibi sunmakta; bugünkü sınıflandırmayı tarihî kökenin yerine ikâme etmektedir.
Tam da bu noktada “Kurmanç” adının yeniden ele alınması gerekir. Kanaatimizce bu ad, kadim ve değişmez bir soyun etiketi değil; tarihsel bir kırılmanın ardından doğmuş yeni bir toplumsal terkibin adıdır. Bu kırılmanın merkezinde Harzemşahlar devrinin çöküşü yer almaktadır. Celâleddin Harzemşah, 1220-1231 arasında hüküm süren son Harzemşah olarak Moğol baskısı altında büyük bir askerî çözülmenin odağında yer almış, 1231’de ortadan kaldırılmasıyla birlikte yalnızca bir hükümdar değil, bir askerî düzen de fiilen dağılmıştır.[4] Çelladdin Harzemşah’ın Ahlat’ta Moğollara yenilmesi ve Silvan’da öldürülmesi sonucu, Harzemşah mirasının parçalanması, beraberinde çok sayıda savaşçı unsurun ve askerî kadronun yeni coğrafyalara savrulmasını getirmiştir. Bu süreçte Doğu Anadolu-Zagros hattı, dağılmış askerî bakiyelerin yerli dağlı ve göçer unsurlarla temas ettiği ana sahalardan biri olarak düşünülmelidir.
İşte benim teklifim tam bu noktada başlar: “Kurmanç” adı, Harzemiyye bakiyesinin yerel unsurlarla birleşerek kurduğu yeni teşkilatlanmanın adı olabilir. Burada söz konusu olan bir “ırkın ortaya çıkışı” değil, bir toplumsal organizasyonun ad kazanmasıdır. Yani mesele biyolojik süreklilik değil, tarihî kuruluş meselesidir. Harzemşah sonrası çözülme, yalnız siyasî bir boşluk doğurmamış; aynı zamanda yeni askerî-sosyal birleşmeler için de zemin hazırlamıştır. Böylesi dönemlerde etnoslar saf soy zincirlerinden değil, kırılma, karışma, korunma ve yeniden örgütlenme süreçlerinden doğar. “Kurmanç” adının da bu tür bir tarihî kuruluşun hafızasında ortaya çıkmış olması, hazır filolojik kalıplardan daha açıklayıcıdır.
Bu yaklaşım, kelimenin gramer çözümüyle de desteklenmektedir. “Kurmanç” sözcüğü Türkçe’nin üretim mantığıyla ele alındığında, merkezinde “ku- mak” fiil kökünü barındıran bir yapı görülür. Kur -r ekiyle oluşmuş fiil gövdesidir. Türkçede “kurmak”, yalnızca bir nesneyi yerleştirmek değil; düzen tesis etmek, teşkilat oluşturmak, nizam vermek, toplumsal ve siyasî bir yapı inşa etmek anlamlarını da taşır. Fiilin aldığı kurma şekli tam bu anlama isabettir. Bu durumda “Kurma-nç”, “kurulmuş, teşkilatlanmış, düzene bağlanmış topluluk” anlam alanına açılan tarihî bir ad olarak okunabilir. Bu çözüm kesinleşmiş klasik etimoloji değildir; fakat güçlü bir iç dil açıklamasıdır.
Kelimenin sonundaki “-nç” unsuru da bu yorumu destekler.- nç eki fiilden isim yapma ekidir. Türkçede fiilden isim yapan ve eylemin doğurduğu hâli, sonucu veya içselleşmiş durumu ifâde eden ek kümeleri tarihî olarak bilinmektedir. “İnanç”, “sevinç” gibi örneklerde eylem, adlaşmış bir sonuca dönüşür. “Kurmanç” kelimesinde de benzer bir yapı ihtimali göz ardı edilemez. Prof.dr. Muharrem Ergin’inin Umumi Türk Dili bilimsel kitabından hareketle derinlere dalınabilir.
“Kürt” kelimesi konusunda da benzer bir problem söz konusudur. Encyclopaedia Britannica bu kelimeyi bugünkü etnik ve coğrafî bağlamda tanımlar; “Kürdistan”ı da Kürtlerin yaşadığı bölge olarak verir.[5] Ancak bu, köken açıklaması değildir. Kanaatimizce “kurt”, “kürk”, “börk”, “sırt” gibi Türkçe köklerle ilişkisi ihtimal dahilindedir ve tartışılmalıdır.
Dil meselesinde de aynı problem karşımıza çıkar. Bugün hâkim literatür Kürtçeyi Batı İranî diller arasında sınıflandırmaktadır.[1][2] Ancak aynı literatür, bu dilin erken dönem köklerinin açık biçimde izlenemediğini ve yazılı geleneğinin geç ortaya çıktığını da kabul etmektedir.[2][3] O hâlde şu soru kaçınılmazdır:
Kökü belirsiz, yazılılaşması geç ve yoğun karışım izleri taşıyan bir dil nasıl olur da kesintisiz bir etnosun tartışmasız kanıtı olarak sunulabilir? Bir etnos belirsiz dil yapısıyla köklerini Mezopotamya’da Sümerlere, Türkistan’da Metlere dayandırabilmektedir?
Bu çerçevede, Nepal, Hindistan ve Mitolojiden Felsefeye adlı eserlerimde ileri sürdüğüm tez de burada anlam kazanmaktadır.[6][7][8] Aryen ve Hint-Avrupa merkezli tarih yazımı, Asya’nın çok katmanlı yapısını tek çizgili bir soy anlatısına indirgemekte; dil ailelerini de siyasî kimlik üretiminin bir aracı hâline getirmektedir.
Sonuç olarak mesele açıktır: Britannica ve Iranica bize bugünkü sınıflandırmayı verir; fakat tarihî oluşumu açıklamaz.[1][2] “Kurmanç” adı, kanaatimizce, Harzemşah sonrası dönemde teşkilatlanmış yeni bir toplumsal yapının adıdır. Harzemşah askerleri dağlık Barzan bölgesine yerleşmiş yerli halkla oluşturduğu etnos Kurmanç söyleyiş şekli olarak bir Fars şivesi oluşturmuştur. Kurmanç adı bir geçmişi değil, bir kuruluşu anlatmaktadır. Tarih, filolojik şemalardan büyüktür; etnoslar ise çoğu zaman büyük kırılmaların içinde doğar.
KAYNAKÇA
[1] Encyclopaedia Britannica, “Kurdish Language”.
[2] Ludwig Paul, “Kurdish Language i”, Encyclopaedia Iranica.
[3] Ergin Öpengin, “The Development of Literary Kurmanji”, Cambridge History of the Kurds.
[4] Encyclopaedia Iranica, “Jalāl al-Din Khwarazmshah”.
[5] Encyclopaedia Britannica, “Kurdistan”.
[6] Yellice, Muharrem. Nepal. 2021.
[7] Yellice, Muharrem. Hindistan. 2022.
[8] Yellice, Muharrem. Mitolojiden Felsefeye. 2024.
HARZEMİYYE BAKİYESİNDEN KURMANÇ KİMLİĞİNE:
Bir Etnosun İnşası ve Emperyalist Filolojinin İflâsı
Siyasi Bir Kurgu Olarak "Aryen" Teorisi 19.yüzyıl oryantalizmi, Orta Doğu halklarını tarihsel bağlarından koparmak adına antropolojiyi ve dilbilimini bir silah olarak kullanmıştır. Bu kurgunun en büyük ayağı, dilleri yapısal özelliklerinden koparıp "bükümlü" (fleksiyonel) ilan ederek suni bir "Aryen" kimliği inşa etmektir. Batı bunu başarmıştır. Eklemeli dil havsaları olan , İran, Hindistan, Pakistan, Bangaldeş halklarını aryen ilan edip dillerine bükümlü demiştir. En yakın örneği İran, Arap ve Türk etnostan bir ayrı millet yaratma projesidir .Bu projede tuttu. 11.asır Firdevsi’ye kdar hiçbir kaynakta Kürt adı geçmez. Firdevsi eserinde Zakros Dağlarında yaşayan Dahhak kaçkını, Tanrısız ve acımasız dağlılar olarak onlardan söz eder.
Biz bölgeye bu asırlardan itibaren bakınca ne göreceğiz. Bu makalenin konusu Cengiz Handan kaçarak Barzan bölgesine yerleşen sonradan Kurmanç adını alan aşiretin varlığına tarih ve dil bilimsel olarak bakmaktır.
Bölgenin sosyo-politik gerçeği, Harezmşahlar gibi devasa askeri güçlerin bıraktığı kalıcı izlerde saklıdır.1231'de Celaleddin Harzemşah'ın şehadetiyle lidersiz kalan Harzemiyye birlikleri, sadece savaşçı değil, yüksek bir teşkilatçılık kabiliyetine sahip bir elit sınıftı. Celaleddin Harzemşah, Moğollar tarafından ordusu Ahlat çivarında dağılınca Moğol istilasından kaçıp bir köylüye sığındı Diyarbakır Silvan civarında öldürüldü. Ordusu Zagros Dağları’na sığınan bu on binlerce disiplinli asker, otorite boşluğu içindeki yerel Yörük topluluklarını Türk askeri nizamıyla (onlu sistem, hiyerarşi) bir araya getirerek bir sistem kurdu. Bu "gönüllü ağalık" sistemi, zamanla "Kurmanç" adı altında yeni bir tKurmanç" İsminin Gizli Kodları
Türkçenin gramer sistematiğiyle bakıldığında; Ku-r-ma-nç kelimesi, Türkçenin en saf üretim kurallarına göre dizilmiştir: ku-mak fiil kökü.
Ku-r-: İnşa etmek, nizam vermek. -r Fiilden fiil yapma eki.
-nç: Fiilden isim yapan ve eylemin sonucunda oluşan "kurumu/durumu" belirten kadim bir ek (Sevinç, İnanç gibi toplumsal kimliğe evrilmiştir. Görüldüğü gibi Kurmanç kelimesi öz Türkçedir. Kurmanç; Harezm Türk disipliniyle kurulmuş oluşmuş topluluk demektir. Bu gerçeği insanımıza öğretemek devletimizn gafletidir.
Batı alemi ve bizim Türkoloji dünyası Farsça ve yeni oluşum Kürtçeye bükümlü yani çekimli dil der. Dilbilimsel İspatını yapıyorum, diyorum ki, Asyatik diller Farsça, Hintçe Farsça’nın şiveleri sayılabilen kürtçe, soraniçe zazaca bükümlü değil, eklemeli yapılardır.
Batı'nın "bükümlü dil" iddiası, dilin kök ve ek dengesi incelendiğinde çökmektedir. Bükümlü dillerde ek geldiğinde kök değişime uğrar; oysa bu saydığım dil yapılarında kök, tıpkı Türkçede olduğu gibi sabittir ve ekler kökün üzerine eklenir.
Kökün Korunumu (Aglütinasyon): * Çeşm (Göz) \rightarrow Çeşm-ha (Gözler)
Gonca (Tomurcuk) \rightarrow Gonca-ha (Tomurcuklar)
Seng (Taş) \rightarrow Seng-istan (Taşlık yer)
Görüldüğü üzere kök asla "bükülmez"; üzerine gelen ekle anlam genişler. Bu, Hint-Avrupa bükümlü dil teorisini kökten sarsan bir tespittir. Bu dillerde fiil sonda özne baştadır. Bükümlü dillerde fiil sonda olmaz. Kelimeler dişi ve erkek olarak sınıflandırılmaz. Arapça çekimli dildir. Kelimer erkek ve dişidir. Batı dilleride çekimli olduğundan kelimeler erkek ve dişi olarak sınıflandırılır. İstisna olarak çok seyrek olarak Farsçanın bir şivesine yakın olan Kürtçenin bazı kullanımlarında erkek ve dişi kelimelere rastlanabiliyor.
Kürtçe denilen oluşumun fiil yapısı, bağımsız bir dil yapısından uzaktır. Fiillerin ezici çoğunluğu Farsça ve Türkçe kökenlidir:
Hatin (Gelmek): ha- t: Sınır. Hat-in sınırı aş yani gel manasınadır. Türkçedeki "at-" (adım atmak) manasına yakındır.
Çûrîn (Gitmek): Türkçedeki "çık-" eyleminin yerel söyleyişe bürünmüş hali gibi olmasına rağmen , çu kelimesi gitmeyi ifade eder. Kırgızistan’daki çu nehri ıssık gölüne gider. Çür-in, kelimesini kökü Türkçedir. Kürtlerin bazı şiveleri gitmek olarak kullanır.
Yapay Irk Teorisinden Tarihsel Gerçeğe,yüzyıl emperyalizmi, bölgedeki Türk-İslam mirasını silmek için bu askeri organizasyonu "ayrı bir ırk" gibi pazarlamıştır. Ancak tarihsel belgeler ve dilbilimsel yasalar, bu yapının Harezmşah askeri mirasının bir devamı olduğunu, dillerinin ise bükümlü değil, eklemeli bir "kurma şive" olduğunu göstermektedir. Buradaki etnos’un Aryen denilen ırksal yapıyla alakası yoktur. ZatenAryen ırk Teorisyeni Max Müller kuramının masal olduğu anlaşılınca ben şaka yapmıştım dedi.
HARZEMİYYE BAKİYESİNDEN KURMANÇ KİMLİĞİNE!MUHARREM YELLİCE
PENTÜRÜN EŞKIYASI İBRAHİM ÇİFTÇİOĞLUGAZANFER ERYÜKSEL
GÖKYÜZÜNDEN DÜŞEN SORU İŞARETLERİSÜLEYMAN EKİN
HOŞ GELDİNİZ SAYIN BAKANVEDAT GÜRHAN
M. ÂKİF ERSOY’UN FİKİR DÜNYASI VE MİLLÎ BİLİNÇPROF DR RAMAZAN DEMİR
İLBER ORTAYLI’NIN ARDINDANTARIK ÇELENK
KİMSE ZAMANA, BAHARA VE BAYRAMLARA KIZMASINHASAN YAKUP CANGÜVEN
AYAKKABILARIN ANLATACAKLARI VARBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BİREY VERİ DEĞİL, AMAÇTIRIŞIK YARGIN
ANTALYA'NIN GÖRÜNMEYEN SORUNU: KENT ESTETİĞİ VE GÖRSEL KİRLİLİKCEM ARÜV
DUBAİ ÇIKOLATASINA NE OLDU?NİZAMETTİN ŞEN
NE MUTLU ŞİİR YAZANA, NE MUTLU ŞİİR SEVENEYUNUS YAŞAR
YÜKSEK ÖĞRETİMAHMET GEDİKAĞAOĞLU
BAYRAM VE EKSİLENLERMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
1 PUAN İYİ OLDUKAHRAMAN KÖKTÜRK
ADALET MÜLKÜN DEĞİL, TOPLUM DÜZENİNİN TEMELİDİR-1PROF DR SAMİ SELÇUK
RESİMDE KONUNURİ SEZEN
AŞK YAKAR, SEVGİ ISITIRAHMET İLBARS
MODERN İNSANIN VİCDAN EŞİĞİNİNA ŞAHİN
ÇANAKKALE GÜNLÜĞÜŞENER METE
TÜKETİCİ HUKUKU KAPSAMINDA UYGULANAN İDARİ PARA CEZALARIAV CÜNEYT KARASU
GELDİLER, GÖRDÜLER, TATTILAR, GERİSİN GERİ GİTTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
VATAN MİLLET SEVGİSİNE DAİRALİ İHSAN DİLMEN
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ŞEKERİN VÜCUDA BU 6 ZARARINI BİR BİLSENİZ!
TATİLE GELDİĞİ ANTALYA'DA KANSER OLDUĞUNU ÖĞRENDİ
ANTALYA'DA KONUT PROJESİ MAĞDURİYETİ
BAYRAM ÖNCESİ MEZARLARA 'GÖRÜNTÜLÜ ZİYARET'
ANTEP FISTIKLI BAKLAVADA 'BEZELYE' HİLESİ
PROBİYOTİK ZENGİNİ BESLENME BEYNE İYİ GELİYOR
'AŞK İKSİRİ' YENİDEN SAHNEDE
LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ İFTARDA BULUŞTU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





