- IMKB
% - Altın
6811.86
%0 - Dolar
44.5989
%0 - Euro
52.3513
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 11:13 - DSİ KANAL YOLU, 20 NİSAN GECESİ TRAFİĞE KAPATILACAK
- 11:03 - KAHRAMANMARAŞ’TA SALDIRIDA YARALANAN 8 ÖĞRENCİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR
- 11:03 - SALDIRIDA AĞIR YARALANAN ALMİNA’NIN BABASI: "TÜM TÜRKİYE’DEN DUA BEKLİYORUZ"
- 11:03 - ISPARTA’DA FİRARİ HÜKÜMLÜ ÜZERİNDEKİ UYUŞTURUCUYLA YAKALANDI
- 10:53 - MTSO BAŞKANI ÇAKIR’DAN KOBİ’LER İÇİN ’TEKNOLOJİ YATIRIM BANKASI’ ÇAĞRISI
- 10:48 - EĞİRDİR’DE OKULLAR İÇİN TEDBİRLER ALINACAK
- 10:48 - CW ENERJİ SOLAREX İSTANBUL’DA ‘CW ENERJİ PLUS BAYİ KONSEPTİ’Nİ TANITTI
- 10:48 - AĞACA ÇARPAN OTOMOBİL HURDAYA DÖNDÜ: 3 YARALI
- 10:43 - MANAVGAT’TA "ÇEVREYE KATKI, AİLE BÜTÇEMİZE KATKI" ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ
- 10:38 - ABD’NİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİSİ VE SURİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ BARRACK: "SURİYE, YENİ DİPLOMASİNİN, OLAY ODAKLI DİPLOMASİNİN EN BÜYÜK ÖRNEKLERİNDEN BİRİ OLDU"
- 10:33 - HATAY’DA JANDARMA EKİPLERİNDEN HIRSIZLARA YÖNELİK OPERASYON: 5 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 10:23 - ISPARTA’DA OKUL İDDİALARI ÜZERİNDEN PANİK YAYANLARA YASAL İŞLEM
- 10:18 - MERSİN’DE SAHİL HATTINA ’PLAJ MERSİN’ PROJESİ
- 10:03 - AYNI İSTİKAMETTE İLERLERKEN ÇARPIŞAN MOTOSİKLETLERDEN BİRİ DEVRİLDİ: 1 YARALI
- 09:48 - ÖNÜNDE YAVAŞLAYAN ARAÇLARA ÇARPMAMAK İÇİN KAZA YAPTI
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


İKİNCİ MEŞRUTİYET'İN ANATOMİSİ
BİR ASIR SONRA İKİNCİ MEŞRUTİYET’İN ANATOMİSİ VE ABDÜLHAMİD’İN TRAJİĞİ
İkinci Meşrutiyet’i Tanzimat’tan “daha büyük bir hareket” diye ayırıp bütünü kopuş olarak okumak bizi yanıltıyor. Tanpınar’ın işaret ettiği gibi, Reşid–Âlî–Fuad’dan Midhat’a uzanan çizgi bir sürekliliktir; 1908, bu uzun hat üzerinde keskin bir dönemeçtir yalnızca. O yüzden mesele, “Saray dağıldı mı, dağılmadı mı?” ikilemi değildir; 1908–1913 arası yaşanan, merkez için bir yarıştır. Ve o yarış, 1913 Babıâli Baskını’yla İttihat ve Terakki lehine tek merkeze bağlanır.
Turünay, 1908’i Tanzimat’tan “daha büyük” bir dönemeç sayar; Meşrutiyet’le birlikte Saray merkezli caydırıcı gücün dağıldığını, Abdülhamid’in “iç emniyetini” yitirip karşı hamle geliştiremediğini vurgular. 1908–1913’ü yaygın bir “fetret”, 1913 sonrasını ise İttihat ve Terakki’nin tekleştirdiği daha “istikrarlı” bir evre olarak okur. Ona göre dönemi tahrif eden şey, Mütareke ve erken Cumhuriyet’in ürettiği mahkûm edici dil; asıl sorun ise Abdülhamid’i deviren cephenin merkezî bir irade kuramamasıdır. İran ve Rus devrimleri benzetmesini de bu yüzden yapar: “Merkez” kurulamayınca savaş şokları parçalanmayı hızlandırmıştır.
Bu çerçevede bazı taşları yerli yerine koyalım. Mithat Paşa’nın sürgünü Meşrutiyet sonrasının işi değildir; 1881’de Taif’e gönderilir ve 1884’te orada ölür. Hatta kafasını testere ile kestirip bal mumu tenekesinde İstanbul’a getirttiği dahi söylenir. Yani kronoloji, “yetkileri budanmış padişah” anlatısına değil, Hamidiye devrinin gerçeklerine işaret eder. Keza ordu meselesi “Yeniçeri gitti, ordu da bitti” basitliğinde değildir. 1826’dan sonra nizamiye ordusu kurulur; Tanzimat ve Abdülhamid devrinde Alman etkisiyle modernleşir. Sorun, 1908’den sonra ordunun siyasetle iç içe geçmesi ve alaylı–mektepli fay hattının siyasetin içine yürümesidir. “Ordusuzluk” değil, “siyasileşmiş ordu” belirleyicidir.
Peki devrin nesli niçin Abdülhamid karşıtıydı? Çünkü onların hafızasında “meşveretin kapalı kaldığı” uzun bir ara vardır. 1876’da açılan Meclis-i Mebusan’ın 1878’de süresiz tatili, siyasal sözlüğe “istibdat”ı yerleştirir. 1908’de kapı yeniden açıldığında, bu sadece bir hukuk hadisesi değil, bir nefes almadır. Akif anlatır; Sultan Ahmet’te büyük bir 2.Meşruriyet kutlaması vardır. meydan doludur. Yaşa var ol sesleri afakı inletir. Akif kendi kendi kendine sorar kim yaşasın? Kendisi cevap verir.
-Ömrü olan !
Yahya Kemal’in “hürriyet neş’esi” diye anlattığı o duygu bu olabilir. Şairler bu duyguyu iki ayrı renge boyar: Tevfik Fikret, “Sis sarmış yine âfâkını…” derken boğucu bir hava resmeder; Mehmet Âkif “Zulmü alkışlayamam” diye ahlâkın siyasete karşı duruşunu kurar. Aynı anda, Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset ile meşrutî bir devlet tasarımı tartışmasını açar; Ziya Gökalp “din başkadır, vatan başka” diyerek siyasal merkezin yeni kapsayıcı zeminini kavramsallaştırır. Yani muhalefet tek sesli değildir: Ahlâkî (Âkif), estetik-modernist (Fikret), kurucu-sosyolojik (Gökalp) ve programatik-siyasal (Akçura) sesler eklemlenerek konuşur.
“31 Mart Abdülhamid’in örgütlediği bir kalkışmadır” hükmü de bugünün kestirmelerindendir. Böyle görüşlerde vardır. Dönemin kendi kaynakları bile olayı Meşrutiyet’e karşı reaksiyoner bir patlama olarak okur. İngiliz parmağı diyen yoğun bir gurupta vardır. Hareket Ordusu gelir, yangını söndürür ve hal’ kararı çıkar. İttihatçılar bu tecrübeyi elbette meşruiyet anlatısına bağlar; ama bu, “Saray planladı” demek değildir. Olayın çok etmenli doğasını korumak, tarihe haksızlık etmemektir.
Buradan bugüne kalan ders açık: İmparatorluk son on yılında yalnız dış basınçla değil, iç merkez tartışmasıyla sarsıldı. “Saray–Babıâli–ordu–parti” ekseninde, merkezin nerede toplanacağı ve hangi ilkeyle işleyeceği sorusu çözüldüğünde işler ya yürüdü ya aksadı. 1908–1913’ü “fetret” diye etiketlemek kolay, ama eksik; orada yeni merkezin nasıl kurulacağı, kimin eliyle kurulacağı ve hangi meşruiyet diliyle kurulacağı konuşuldu. 1913’te cevap geldi: merkez tekleşti. Fakat bu kez tekleşmenin bedeli, savaş ekonomisi, iaşe rejimi ve yüksek bir toplumsal mobilizasyon olarak ödendi. Zafer Toprak’ın ekonomi-politik sayfalarında gördüğümüz o “nizam”, günlük hayatta uzun kuyruklar ve sıkı denetim demekti.
Osmanlıcılık–Türkçülük–İslâmcılık üçlemesini de sadece “dönem politikaları” diye düzlemek, olanı eksiltir. Tanpınar’ın sezdiği gibi bu akımlar, birer duygu rejimidir aynı zamanda: aidiyet kurar, dil öğretir, bir “biz” icat eder. Karpat’ın altını çizdiği Panislamizm, yalnız dış siyasetin taktiği değil, devlet kimliğinin toplanma noktasıdır. Fikir ile politika birbirine karışır; biri olmadan diğeri yürüyemez. Bu yüzden Gökalp’in sosyolojisiyle Akçura’nın siyaset tasarımı, Âkif’in vicdanı ve Fikret’in estetizmi aynı masada konuşabilir.
Türinay, İran ve Rus Devrimleriyle II.Meşrutiyeti kıyaslamış. İran ve Rus devrimleriyle kıyas yaparken de tek nedencilikten kaçınmak gerekli. İran, merkezî ulema omurgası sayesinde sarsılmadı demek cazip, ama eksik. Orada rejim uzun bir iç tasfiye ve savaş ekonomisi ile ayakta kaldı; Osmanlı ise çok-uluslu bir coğrafyada bir imparatorluk savaşı kaybetti. Tarifler birbirine benzetilebilir, ama toplumsal dokular aynı değildir. Hiçte benzerliği yoktur.
Abdülhamid’in dönemi, “tek adamın gölgesi” ile “meşrutiyet neş’esi”nin aynı asırda yan yana yürüdüğü bir laboratuvar. Eğer bugünden bakarak bir cümle kuracaksak, üç düzeltmeyi beraber söyleyelim:
(1) Süreklilik: 1908, Tanzimat’ın uzun çizgisi üzerinde bir dönemeçtir. Sonuç, cumhuriyettir.
(2) Merkez: “Boşluk” değil, rekabet vardır; 1913’te merkez tekleşir.
(3) Olgular: Mithat Paşa’nın tarihini, ordunun siyasileşmesini ve 31 Mart’ın çok etmenli doğasını yerli yerine koymadan hüküm verilmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
[1] Bu makale, değerli yazar Necmeddin Türünay’ın ; Edebiyat Ortamı Dergisi'nin 106. sayısında yayımlanan yazısının aynı başlıkla konuya bakış açımdan oluşmaktadır.
TAZE VE BAYAT MESELESİ!..VEDAT GÜRHAN
KADININ SİYASETTEKİ YERİ: TEMSİL Mİ, DÖNÜŞÜM MÜ?GÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
KUSURDAKİ GÜZELLİK: KİNTSUGİGAZANFER ERYÜKSEL
KUTSAL KALENİN ÇÖKÜŞÜ: AİLE, OKUL VE SİLAHGÖZDE SARI
BİR ÇINARIN GÖLGESİŞAFAK ÇELİK
TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARLARININ İCRASIAV CÜNEYT KARASU
TÜRK AİLE MAFYA YAPISINA HOŞ GELDİNİZBİHTER GÖRDÜ
NİÇİN KÖYLÜLÜK?TARIK ÇELENK
GELECEĞİN PUSULASIAHMET İLBARS
TAKSİ SORUNUNUN TÜKETİCİYE ETKİSİ VE BEKLENTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
SEÇİLEN Mİ, SEÇEN Mİ?SÜLEYMAN EKİN
YÖRÜK- TÜRKMEN ADLARI ÜZERİNDEN YENİ KİMLİK KURGULARIMUHARREM YELLİCE
BENİ LEYLEKLER GETİRMİŞ OLAMAZ ANNE!GÜRSEL KAYA
VİCDAN: RUHUN YORULMAYAN BEKÇİSİMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
MUSLUKTAN AKAN SU NE KADAR GÜVENLİ?CEM ARÜV
SAMUEL BALLET HEMEN SATILMALIDIRKAHRAMAN KÖKTÜRK
YENİDEN YENİDEN DOĞMAK VE MOLA HAKKINI GERİ ALMAKBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
İDİL VE URALLARDA TÜRK RUHUNURİ SEZEN
ZAMANIN ÇARKINDA YENİ BİR DÜNYA VE TÜRKİYEIŞIK YARGIN
MUHAFAZAKARLIK; ‘YERLİ ve MİLLİLİK’ ÜZERİNDEN BATI KARŞITLIĞIALİ İHSAN DİLMEN
GÖNÜLLÜ UYUMARAZİYE GÖK AKTAŞ
110 MİLYAR DOLAR BİR HEDEF DEĞİL, BİR ZİHİN DEVRİMİDİRHÜSEYİN BARANER
KAZANANI OLMAYAN, KAYBEDENİ ÇOK OLAN SAVAŞNİZAMETTİN ŞEN
ANKARAŞENER METE
ÇANDIR'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖREX DAVETİ
MELİKE ÇAKIR, TÜRKİYE KUPASI ETABINDA BİRİNCİ
BAİB'DE YENİ YÖNETİM GÖREVE BAŞLADI
AKRA GRAN FONDO ANTALYA START ALDI
İSMAİL BAHA SÜRELSAN ANISINA ÖDÜL TÖRENİ
NAFAKA NEDENİYLE ENGELLİ MAAŞI BAĞLANMADI
HEM TEDAVİ GÖRÜYORLAR, HEM PARA KAZANIYORLAR
TÜRK TARIMI İÇİN STRATEJİK KAZANIM FIRSATLARI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





