

SAADET PARTİSİ'NDEN EĞİTİMDE AİLE VURGUSU
“Huzurlu okulun temeli ailede atılır”
Tekin, eğitimde akademik başarının yanı sıra karakter, ahlak ve değerler eğitiminin de merkeze alınması gerektiğini belirterek, “Huzurlu okulun temeli ailede atılır” mesajı verdi.
2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte Türkiye genelinde milyonlarca öğrenci yeniden ders başı yaparken, Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin eğitim sisteminin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni eğitim-öğretim yılına yalnızca derslik, sınav ve akademik başarı ekseninden bakılmaması gerektiğini ifade eden Tekin, okullarda yaşanan akran zorbalığı, şiddet, disiplin problemleri ve dijital bağımlılığın toplumsal boyutları bulunan önemli sorunlar olduğunu söyledi.
Saadet Partisi tarafından hazırlanan “Huzurlu Okulun Temeli Ailede Atılır” başlıklı değerlendirmeye dikkat çeken Tekin, çocukların karakter ve değer dünyasının şekillenmesinde ailenin belirleyici bir role sahip olduğunu vurguladı.
“Aile çocuğun ilk okulu, anne ve baba ilk öğretmenidir”
Çocuğun yalnızca okulda değil, öncelikle aile içerisinde yetiştiğini belirten Tekin, “Aile çocuğun ilk okulu, anne ve baba ise ilk öğretmenidir. Çocuğun karakteri, değerleri, davranış biçimi ve hayata bakışı büyük ölçüde aile ortamında şekillenir. Bu nedenle okullarda yaşanan sorunlarla mücadeleyi yalnızca okul yönetimlerinin, öğretmenlerin veya güvenlik tedbirlerinin sorumluluğuna bırakmak doğru değildir” dedi.
Evde kullanılan iletişim dilinin, sevgi ve güven ortamının, belirlenen sınırların ve değer aktarımının çocuğun okul hayatındaki davranışlarını doğrudan etkilediğini kaydeden Tekin, aile ile okul arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Eğitim, öğrenciyi sınav makinesine dönüştürmemelidir”
Modern eğitim anlayışının yalnızca sınavlarda başarılı öğrenciler yetiştirmekten ibaret olamayacağını belirten Tekin, eğitim sisteminin öz denetim sahibi, sorumluluk bilinci gelişmiş, empati kurabilen ve topluma karşı duyarlı bireyler yetiştirmesi gerektiğini söyledi.
Tekin, “Çocuklarımızı yalnızca sınavlarda başarılı olmaları için yetiştiremeyiz. Elbette akademik başarı önemlidir; ancak eğitim bundan çok daha büyük bir meseledir. Çocuklarımızın düşünen, hisseden, üreten, sorumluluk alan ve başkalarının hakkına saygı gösteren bireyler olarak yetişmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
“Devletin görevi her çocuğa eşit ve nitelikli eğitim sunmaktır”
Devlet okulları ile özel okullar arasındaki imkân farklılıklarının giderek daha fazla tartışılır hale geldiğine dikkat çeken Tekin, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Tekin, “Bugün iyi bir eğitim alabilmek, birçok aile açısından ekonomik imkânlarla doğrudan bağlantılı hale gelmiştir. Özel okullar ile devlet okulları arasındaki imkân farkının derinleşmesi, dar gelirli ailelerin çocuklarını eğitim yarışında geriye düşürmemelidir. Bir öğrencinin geleceği, ailesinin ekonomik gücüne mahkûm edilemez. Bu kabul edilemez. Devletin asli görevi, her çocuğa eşit, nitelikli ve güvenli eğitim imkânı sunmaktır” diye konuştu.
“Öğretmeni itibarsızlaştıran bir anlayış geleceğimizi de zedeler”
Eğitim sisteminin en önemli unsurlarından birinin öğretmenler olduğunu vurgulayan Tekin, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi ve mesleğin itibarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tekin, eğitim kadrolarının liyakat ve ehliyet esasına göre şekillendirilmesinin önemine işaret ederek, “Öğretmenini değersizleştiren, çalışma şartlarını iyileştirmeyen ve eğitimde liyakati ikinci plana iten bir anlayış, aslında kendi geleceğini zayıflatır. Öğretmeni itibarsızlaştıran bir devlet, kendi geleceğini de itibarsızlaştırmış olur” dedi.
Okullarda hâlâ kalabalık sınıflar, altyapı eksiklikleri, temizlik ve fiziki şartlara ilişkin sorunların bulunduğunu belirten Tekin, “2026-2027 eğitim-öğretim yılına girerken çocuklarımızın daha çağdaş, güvenli ve sağlıklı eğitim ortamlarına kavuşması en temel beklentimizdir” ifadelerini kullandı.
“Akran zorbalığı sadece okul güvenliği meselesi değildir”
Okullarda artış gösteren akran zorbalığı ve şiddet olaylarının yalnızca okul güvenliği çerçevesinde ele alınamayacağını ifade eden Tekin, sorunun aile ve toplum boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aile içindeki iletişim problemleri, şiddetin normalleştirilmesi, çocukların duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi veya aşırı koruyucu ebeveynlik gibi farklı tutumların çocukların davranışlarını etkileyebileceğine dikkat çeken Tekin, çözüm için okul, öğretmen ve aile arasında güçlü bir iletişim mekanizması kurulması gerektiğini kaydetti.
Tekin, “Akran zorbalığıyla mücadele yalnızca okul kapısındaki güvenlik tedbirleriyle çözülemez. Çocuğun davranışının arkasındaki nedenleri de anlamamız gerekir. Ailelerin bu sürece doğrudan dâhil edilmesi, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve koruyucu-önleyici çalışmaların yaygınlaştırılması gerekiyor” dedi.
“Dijital dünya çocuklarımız için fırsat olduğu kadar risk de taşıyor”
Açıklamasında dijital bağımlılığa da geniş yer veren Tekin, çocukların kontrolsüz biçimde dijital ortamlara maruz kalmasının sosyal ve psikolojik açıdan çeşitli riskler oluşturabileceğini belirtti.
Dijital dünyanın çocuklar açısından önemli fırsatlar sunduğunu ancak kontrolsüz kullanımın şiddete karşı duyarsızlaşma, sosyal yalnızlaşma ve gerçeklik algısında sorunlar gibi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Tekin, ailelerin dijital ebeveynlik konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tekin, “Çocuklarımızı dijital dünyadan tamamen koparmak gerçekçi değildir. Asıl mesele, onların bu dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlamaktır. Bunun için ailelerin de dijital ebeveynlik konusunda desteklenmesi ve bilinçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
“Değerler sadece anlatılmaz, yaşanarak öğretilir”
Çocuklara dürüstlük, merhamet, adalet ve sorumluluk gibi değerlerin yalnızca sözlü olarak aktarılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Tekin, ebeveynlerin davranışlarıyla çocuklarına örnek olmalarının önemine dikkat çekti.
Tekin, “Çocuklarımıza dürüstlüğü, merhameti ve adaleti anlatmak elbette önemlidir. Ancak çocuklar çoğu zaman söylenenden ziyade gördüğünü öğrenir. Anne ve babanın kendi hayatında bu değerleri yaşaması, çocuk için en güçlü eğitimdir. Güçlü aile, güvenli okul ve erdemli nesil birbirinden ayrı düşünülemez” ifadelerini kullandı.
“Babaların eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmeli”
Okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi ve rehberlik hizmetlerinin artırılması gerektiğini belirten Tekin, özellikle babaların çocukların eğitim süreçlerine daha aktif katılım göstermesinin önemine işaret etti.
Koruyucu ve önleyici aile eğitim programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Tekin, ailelerin eğitim sürecinin dışında bırakılmaması gerektiğini söyledi.
“Çocuğun eğitiminden yalnızca okulun sorumlu olduğunu düşünemeyiz. Eğitim bir bütündür ve bu bütünün en önemli parçalarından biri ailedir. Aileyi sürecin dışında bırakan bir eğitim politikasının kalıcı başarı üretmesi mümkün değildir” diyen Tekin, okul ve aile arasında sürekli ve sağlıklı bir iletişim kurulması gerektiğini ifade etti.
“Milli Eğitim, milletin değerleriyle buluşmalıdır”
Eğitim sisteminin milli ve manevi değerlerle bağının güçlendirilmesi gerektiğini de vurgulayan Tekin, akademik bilgi ile ahlaki ve insani değerlerin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Tekin, “Adı ‘Milli Eğitim’ olan bir sistemin bu milletin değerlerinden, kültüründen ve tarihinden uzaklaşması kabul edilemez. Gençliğimizin milli ve manevi değerlerle yoğrulmadığı bir eğitim sistemi, geleceğimizi ipotek altına almak demektir. Biz bilimden, çağdaş eğitimden ve özgür düşünceden vazgeçmeden; aynı zamanda kendi değerlerini bilen, tarihine ve kültürüne sahip çıkan bir nesil yetiştirmek zorundayız” dedi.
“Çocuklarımız daha iyisini hak ediyor”
Saadet Partisi olarak eğitimi bir memleket meselesi olarak gördüklerini belirten Mehmet Fatih Tekin, eğitim politikalarının günü kurtaran yaklaşımlarla değil, uzun vadeli ve bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini söyledi.
Tekin, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Saadet Partisi olarak biz çocuklarımızın yalnızca sınavlarda başarılı olmalarını değil; düşünen, hisseden, üreten, sorumluluk sahibi ve güzel ahlakla yetişen bireyler olmalarını istiyoruz. Bunun yolu bilimsel, adil, özgürlükçü, liyakati esas alan ve aynı zamanda milli değerlerimizle barışık bir eğitim sisteminden geçmektedir.
Mevcut eğitim sistemimizin çözülmesi gereken önemli sorunları bulunmaktadır. Biz eleştiriyi yalnızca eleştirmek için değil, daha iyisini inşa etmek için yapıyoruz. Öğretmenlerimizin hak ettiği değeri gördüğü, ailelerin eğitim sürecine etkin biçimde katıldığı, çocuklarımızın güven içerisinde eğitim aldığı ve fırsat eşitliğinin sağlandığı bir eğitim düzeni istiyoruz.
Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras yalnızca iyi bir diploma veya maddi imkân değildir. Onlara sağlam bir karakter, güçlü bir vicdan ve güzel ahlak kazandırabilmektir. Güçlü aile, huzurlu okul ve erdemli nesil hedefi doğrultusunda bütün kurumlarımızı ve ailelerimizi ortak sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Bu milletin çocukları daha iyisini hak ediyor. Yetkilileri de eğitim konusunda aklıselim, liyakat ve sorumluluk temelinde hareket etmeye davet ediyoruz.”
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






































