Bugün 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- IMKB
% - Altın
6065.66
%-2.55 - Dolar
46.9982
%-0.08 - Euro
53.649
%-0.1
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:33 - BURDUR BELEDİYESİ’NE YÖNELİK "GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA" DAVASI
- 18:13 - ANTALYA’NIN TOPLU ULAŞIM AĞI GÜÇLENİYOR
- 17:43 - KEMER BELEDİYESİ ARAÇ FİLOSUNU GÜÇLENDİRMEYE DEVAM EDİYOR
- 17:33 - KUMLUCA’DA ODUNLUKTA BAŞLAYAN YANGIN BOŞ EVİN BAHÇESİNE SIÇRADI
- 17:13 - BOZYAZI’DA KAYIP KADIN İÇİN ARAMA ÇALIŞMASI BAŞLATILDI
- 17:13 - ANTALYA’DA 15 TEMMUZ ETKİNLİKLERİ
- 17:03 - EĞİRDİR’İN YENİ KAYMAKAMI DR. SERHAT DOĞAN GÖREVİNE BAŞLADI
- 16:48 - MEZİTLİ’DE KIRSAL MAHALLELERE HİZMET MESAİSİ
- 16:33 - ALANYASPOR DAYANIKLILIK VE TAKTİK ÇALIŞTI, PERFORMANS TESTİNDEN GEÇTİ
- 16:33 - ASAT’TAN BELEK, KADRİYE, ALTINTAŞ VE KUNDU’YA TURİZM YATIRIMLARI
- 16:18 - MANAVGAT’TA HAKKINDA 25 YIL 8 AY KESİNLEŞMİŞ HAPİS CEZASI BULUNAN HÜKÜMLÜ YAKALANDI
- 16:18 - ALANYA’DA HAVUZDA BOĞULMA TEHLİKESİ GEÇİREN 8 YAŞINDAKİ ÇOCUK HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ
- 16:08 - ALANYA’DA HENTBOL ŞÖLENİ SONA ERDİ
- 16:08 - ALANYA FUTNET’TE ZİRVEYİ BIRAKMADI
- 16:03 - ARSUZ’DA "YÜREĞİMİZDEKİ IŞIK PROJESİ" YAŞATILIYOR
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


YUNUS'UN KARINCASIYLA MODERN VİCDAN ARASINDA
01 Şubat 2026 Pazar 15:27
Ali Yıldız’a cevaptır.
Yunus üzerine yazdığım Sonhaber gazetesinde yayınlanan makaleyi eleştirdiği için Yıldız'a 'teşekkür ederim.
Ancak;
Yunus Emre’nin merhamet dili ile 20. yüzyılın barış çağrılarını karşı karşıya koymak mı gerekir; yoksa insanlığın farklı çağlarda aynı vicdan arayışını sürdürdüğünü mü görmek gerekir?
Yıldız tartışmayı ,Russell ve Einstein örnekleri üzerinden yürütmüş. Ali Yıldız’ın kaleme aldığı metinde, Yunus’un irfan dünyası yüceltilirken modern çağın bazı barış çağrıları, onları dile getirenlerin sınıfsal kökenleri ve toplumsal konumları üzerinden küçümseniyor. Oysa ben meseleyi kişilerden ziyade fikirler, yöntemler ve tarihsel bağlam üzerinden tartışmayı gerekli görüyorum.
Yunus Emre, Anadolu’nun Moğol istilalarıyla sarsıldığı bir çağda, merhameti bütün varlığa yönelmiş bir ahlâk dili hâline getirmiştir. “Karınca incitmemek” yalnızca bireysel bir duyarlılık değil, ontolojik bir bakıştır; varlığı bir bütün olarak kavrama çabasıdır. Benim vurguladığım husus, bu gönül dilinin insanlık tarihinde eşsiz bir derinlik taşıdığıdır.
Ancak bundan, modern çağda nükleer yıkıma karşı yükselen seslerin değersiz olduğu sonucu çıkmaz. Yirminci yüzyılda atom bombasının yol açtığı felaketlere itiraz eden bilim insanlarının ve düşünürlerin varlığını, yalnızca onların doğdukları sosyal çevreler üzerinden tartışmak, meseleyi fikir düzleminden biyografi alanına kaydırmaktır. Bir düşüncenin ahlâkî değeri, sahibinin yoksul ya da varlıklı oluşuyla değil; söylediği sözün insanlık için neyi hedeflediğiyle ölçülür.
Russell’ın ya da Einstein’ın barış çağrılarını, “liberal aileden gelmiş olmak” gibi gerekçelerle gölgelemek, metodolojik olarak sorunludur. Tarih boyunca birçok insan, içinde doğduğu sınıfı eleştirmiş, kendi çevresine karşı söz alabilmiştir. Burada esas soru şudur: Söylenen söz, insanlığı daha büyük bir yıkımdan alıkoymayı amaçlıyor mu, yoksa yeni bir tahakküm dili mi üretiyor?
Ali Yıldızı,’ın Burjuva çocuğu Marx’ın işçilere manifesto yazması örneği de tartışmanın eksenini kaydırmaktır. Toplumsal eleştiri sadece yoksulların tekelinde değildir. Tarih boyunca birçok reformcu içinde doğduğu sınıfı eleştirebilmiştir. Burada belirleyici olan kişinin hangi konumdan konuştuğu değil, hangi riskleri göze aldığı ve hangi sonuçlarla yüzleştiğidir.
Ali Yıldız’ın, Yunus’u “” kadim Türk dünyasının saf bir yansıması olarak” değerlendirmesi doğru bir bakıştır. Fakat Yunusun Evrensel tesirini yalnızca bir kültüre kökene indirgemek, onun farklı coğrafyalarda yankı bulmasını açıklamakta yetersiz kalır. Yunus’u farklı kılan geldiği gelenek değil, geleneği aşarak insanlığa sesleniyor olabilmesidir.
Ben Yunus’u yalnızca belirli bir tarihsel veya kültürel kökene hapsederek açıklamanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette Yunus, Türk-İslâm irfan geleneğinin içinden çıkmıştır; fakat onu asırlar boyu yaşatan, bu geleneği aşan bir insanlık dili kurabilmiş olmasıdır. Yunus’un sözü, sadece kendi çağının değil, başka zamanların vicdanına da seslenmiştir.
Moğol istilalarıyla atom bombası arasında nitelik farkı bulunduğu açıktır. Modern çağ, insanın yeryüzünü bütünüyle yok edebilecek bir teknik güce ulaştığı bir dönemdir. Tam da bu yüzden bugün ortaya çıkan barış söylemleri, Yunus’un çağındaki dilden farklı olmak zorundadır. Farklı olması, aynı vicdanî kaygıyı taşımadığı anlamına gelmez.
Benim Yunus okuması üzerinden sorduğum soru şudur: Yunus’un “birine yapılan haksızlık bütüne yapılmıştır” anlayışı, modern dünyanın kitle imha silahları karşısında geliştirilen etik itirazlarla çelişmek zorunda mıdır? Bana göre hayır. Aksine, bu iki tavır farklı çağların diliyle dile getirilmiş ortak bir insanlık endişesinin izlerini taşır.
Dolayısıyla mesele, Yunus ile Russell–Einstein arasında bir üstünlük yarışı kurmak değildir. Yunus’un irfanı tarihsel olarak benzersizdir; fakat bu benzersizlik, modern dünyada ortaya çıkan vicdan arayışlarını baştan geçersiz kılmaz. Asıl yapılması gereken, farklı dönemlerin ürettiği ahlâk dillerini birbirine düşman etmek yerine, onları insanlığın süreklilik gösteren sorumluluk duygusu içinde okumaktır.
Ali Yıldız’ın yazısında gördüğüm temel problem, Yunus’u yüceltirken modern düşünürleri kökenleri üzerinden tartışmaya açmasıdır. Oysa ben Yunus merkezli yaklaşımımı tam da bunun karşısına koyuyorum: Fikirleri biyografilerle değil, sonuçlarıyla değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.
Yunus’un karıncaya uzanan merhameti ile modern çağın nükleer silahlara karşı yükselttiği etik itirazlar arasında aşılmaz bir uçurum yoktur. İkisi de, insanın kendi yıkıcılığına sınır koyma çabasının farklı tarihsel biçimleridir.
Bu yüzden ben Yunus’u modern dünyanın vicdan arayışlarının karşısına koymam; tam tersine, onları ölçen terazinin tam ortasına yerleştiririm. Kimlikler, sınıflar, biyografiler gelip geçer; fakat insanlığa yöneltilmiş ahlâk çağrıları kalır. Russell ve Einstein’ı küçümseyerek Yunus’u büyütmeye çalışmak, Yunus’un irfanına da haksızlıktır. Çünkü Yunus, başkasını değersizleştirerek değil, herkesi hesaba çekerek konuşur.
Bugün atom çağında yaşıyoruz. Yıkımın ölçeği büyüdükçe sorumluluğun dili de büyümek zorundadır. Benim Yunus’tan anladığım budur: Karıncayı koruyan vicdan, nükleer silahı da sorgulamak zorundadır. Aksi hâlde irfan değil, nostalji üretmiş oluruz.
Ben Yunus’u vitrine koymuyorum; bugüne çağırıyorum. Ve bugünün dünyasında merhamet, geçmişi kutsamakla değil, şimdiki yıkımın tam karşısına dikilmekle anlam kazanır diye düşünüyorum.
Ancak;
Yunus Emre’nin merhamet dili ile 20. yüzyılın barış çağrılarını karşı karşıya koymak mı gerekir; yoksa insanlığın farklı çağlarda aynı vicdan arayışını sürdürdüğünü mü görmek gerekir?
Yıldız tartışmayı ,Russell ve Einstein örnekleri üzerinden yürütmüş. Ali Yıldız’ın kaleme aldığı metinde, Yunus’un irfan dünyası yüceltilirken modern çağın bazı barış çağrıları, onları dile getirenlerin sınıfsal kökenleri ve toplumsal konumları üzerinden küçümseniyor. Oysa ben meseleyi kişilerden ziyade fikirler, yöntemler ve tarihsel bağlam üzerinden tartışmayı gerekli görüyorum.
Yunus Emre, Anadolu’nun Moğol istilalarıyla sarsıldığı bir çağda, merhameti bütün varlığa yönelmiş bir ahlâk dili hâline getirmiştir. “Karınca incitmemek” yalnızca bireysel bir duyarlılık değil, ontolojik bir bakıştır; varlığı bir bütün olarak kavrama çabasıdır. Benim vurguladığım husus, bu gönül dilinin insanlık tarihinde eşsiz bir derinlik taşıdığıdır.
Ancak bundan, modern çağda nükleer yıkıma karşı yükselen seslerin değersiz olduğu sonucu çıkmaz. Yirminci yüzyılda atom bombasının yol açtığı felaketlere itiraz eden bilim insanlarının ve düşünürlerin varlığını, yalnızca onların doğdukları sosyal çevreler üzerinden tartışmak, meseleyi fikir düzleminden biyografi alanına kaydırmaktır. Bir düşüncenin ahlâkî değeri, sahibinin yoksul ya da varlıklı oluşuyla değil; söylediği sözün insanlık için neyi hedeflediğiyle ölçülür.
Russell’ın ya da Einstein’ın barış çağrılarını, “liberal aileden gelmiş olmak” gibi gerekçelerle gölgelemek, metodolojik olarak sorunludur. Tarih boyunca birçok insan, içinde doğduğu sınıfı eleştirmiş, kendi çevresine karşı söz alabilmiştir. Burada esas soru şudur: Söylenen söz, insanlığı daha büyük bir yıkımdan alıkoymayı amaçlıyor mu, yoksa yeni bir tahakküm dili mi üretiyor?
Ali Yıldızı,’ın Burjuva çocuğu Marx’ın işçilere manifesto yazması örneği de tartışmanın eksenini kaydırmaktır. Toplumsal eleştiri sadece yoksulların tekelinde değildir. Tarih boyunca birçok reformcu içinde doğduğu sınıfı eleştirebilmiştir. Burada belirleyici olan kişinin hangi konumdan konuştuğu değil, hangi riskleri göze aldığı ve hangi sonuçlarla yüzleştiğidir.
Ali Yıldız’ın, Yunus’u “” kadim Türk dünyasının saf bir yansıması olarak” değerlendirmesi doğru bir bakıştır. Fakat Yunusun Evrensel tesirini yalnızca bir kültüre kökene indirgemek, onun farklı coğrafyalarda yankı bulmasını açıklamakta yetersiz kalır. Yunus’u farklı kılan geldiği gelenek değil, geleneği aşarak insanlığa sesleniyor olabilmesidir.
Ben Yunus’u yalnızca belirli bir tarihsel veya kültürel kökene hapsederek açıklamanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette Yunus, Türk-İslâm irfan geleneğinin içinden çıkmıştır; fakat onu asırlar boyu yaşatan, bu geleneği aşan bir insanlık dili kurabilmiş olmasıdır. Yunus’un sözü, sadece kendi çağının değil, başka zamanların vicdanına da seslenmiştir.
Moğol istilalarıyla atom bombası arasında nitelik farkı bulunduğu açıktır. Modern çağ, insanın yeryüzünü bütünüyle yok edebilecek bir teknik güce ulaştığı bir dönemdir. Tam da bu yüzden bugün ortaya çıkan barış söylemleri, Yunus’un çağındaki dilden farklı olmak zorundadır. Farklı olması, aynı vicdanî kaygıyı taşımadığı anlamına gelmez.
Benim Yunus okuması üzerinden sorduğum soru şudur: Yunus’un “birine yapılan haksızlık bütüne yapılmıştır” anlayışı, modern dünyanın kitle imha silahları karşısında geliştirilen etik itirazlarla çelişmek zorunda mıdır? Bana göre hayır. Aksine, bu iki tavır farklı çağların diliyle dile getirilmiş ortak bir insanlık endişesinin izlerini taşır.
Dolayısıyla mesele, Yunus ile Russell–Einstein arasında bir üstünlük yarışı kurmak değildir. Yunus’un irfanı tarihsel olarak benzersizdir; fakat bu benzersizlik, modern dünyada ortaya çıkan vicdan arayışlarını baştan geçersiz kılmaz. Asıl yapılması gereken, farklı dönemlerin ürettiği ahlâk dillerini birbirine düşman etmek yerine, onları insanlığın süreklilik gösteren sorumluluk duygusu içinde okumaktır.
Ali Yıldız’ın yazısında gördüğüm temel problem, Yunus’u yüceltirken modern düşünürleri kökenleri üzerinden tartışmaya açmasıdır. Oysa ben Yunus merkezli yaklaşımımı tam da bunun karşısına koyuyorum: Fikirleri biyografilerle değil, sonuçlarıyla değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.
Yunus’un karıncaya uzanan merhameti ile modern çağın nükleer silahlara karşı yükselttiği etik itirazlar arasında aşılmaz bir uçurum yoktur. İkisi de, insanın kendi yıkıcılığına sınır koyma çabasının farklı tarihsel biçimleridir.
Bu yüzden ben Yunus’u modern dünyanın vicdan arayışlarının karşısına koymam; tam tersine, onları ölçen terazinin tam ortasına yerleştiririm. Kimlikler, sınıflar, biyografiler gelip geçer; fakat insanlığa yöneltilmiş ahlâk çağrıları kalır. Russell ve Einstein’ı küçümseyerek Yunus’u büyütmeye çalışmak, Yunus’un irfanına da haksızlıktır. Çünkü Yunus, başkasını değersizleştirerek değil, herkesi hesaba çekerek konuşur.
Bugün atom çağında yaşıyoruz. Yıkımın ölçeği büyüdükçe sorumluluğun dili de büyümek zorundadır. Benim Yunus’tan anladığım budur: Karıncayı koruyan vicdan, nükleer silahı da sorgulamak zorundadır. Aksi hâlde irfan değil, nostalji üretmiş oluruz.
Ben Yunus’u vitrine koymuyorum; bugüne çağırıyorum. Ve bugünün dünyasında merhamet, geçmişi kutsamakla değil, şimdiki yıkımın tam karşısına dikilmekle anlam kazanır diye düşünüyorum.
Bu yazı toplam 798 defa okunmuştur.
GERÇEK ÖZGÜVEN SESSİZDİRAHMET İLBARS
2050'NİN ANTALYA'SICEM ARÜV
KART AİDATI PASTASIAV İBRAHİM GÜLLÜ
OLMAK YA DA OLMAMAK!GÖZDE DOLAYMAN
CUMHURİYETİN KADERİ, CHP’NİN KADERİEŞREF URAL
YÜKSELEN DUVARLAR, DARALAN ODALARGÖZDE SARI
VİTRİN ZENGİNLERİ, GÖNÜL FAKİRLERİ: 'MİŞ GİBİ' YAŞAMAKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BEDRETTİN CÖMERT'İ ANARKENYUNUS YAŞAR
AHMET TELLİ'NİN ARDINDANGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ÇAYLAK OYUNUIŞIK YARGIN
HER İNSANIN MUTLAK BİR SINIRI VARDIRHASAN YAKUP CANGÜVEN
DOĞRUSU NEDİR?ALİ İHSAN DİLMEN
TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?OYA BOYSAN
YAZ TATİLİNDE VELİ OLMAKPINAR TEYİN
NASILSIN YAPAY ZEKÂ?ŞENER METE
BAHAR FIRTINASI MI GELİYOR?..VEDAT GÜRHAN
İSLAMDA KIBLE NİYE KUDÜS’TEN MEKKE’YE DÖNDÜ?MUHARREM YELLİCE
GÖRMEK Mİ, BİLMEK Mİ? İŞTE BÜTÜN MESELE BU!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ROZETGAZANFER ERYÜKSEL
DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİTARIK ÇELENK
NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLARNİZAMETTİN ŞEN
DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
SPOR
ASAT'TAN MİLYARLARCA LİRALIK YATIRIM
DOKUMAPARK'TA 'ARTESİNG 100 ESER SERGİSİ'
KOCAGÖZ, KEPEZLİLERİ DİNLEDİ
SULTANDAĞI KİRAZINDA REKOR BEKLENTİ
YAZ İSHALLERİNDEN KORUNMANIN 10 ETKİLİ YOLU
YAPAY ZEKA DESTEKLİ ROBOT SAHNEYE ÇIKTI
'DEMİR ADAM' BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYOR
YARIM ASIRLIK HİKAYE DEVLET ÖDÜLÜYLE TAÇLANDI
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





